12. Sınıf Coğrafya Kitabı Cevapları 2012-2013

COĞRAFYA 12 SAYFA 20 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI

1.Sera etkisi nedir ? Açıklayınız.

Güneş ışınlarının yeryüzüne çarpıp ısı enerjisi haline dönüşmesi sırasında, bu enerjinin uzaya yayılmasını önleyen ve bir manto gibi görev yapan, karbon dioksit, tozlar, su buharı, partiküller v.s. maddelerin ısıyı abzorbe ederek, dünyanın giderek ısınmasına sebep olduğu olaydır. sera gazları: H2O, CH4, NO2, CFC gibi sera etkisini oluşturan gazlardır.

2.Sumatra’nın Toba Dağı’nda 73 bin yıl önce meydana gelen volkanizmanın sonuçları nelerdir?

Sumatra’daki Toba Dağı yaklaşık 73.000 yıl önce patlamış ve atmosfere yoğun bir şekilde kül ve gaz yayılmıştır. Patlamanın şiddetiyle gökyüzünün karardığı ve bölgede sıcaklık değerlerinin önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Bu nedenle iklimin Buzul Çağı’ndaki duruma döndüğü tahmin edilmektedir. Günümüzde o bölgede patlamadan geriye kalan 5-10 cm kalınlığında kül tabakası mevcuttur. 

3.Fosil yakıt kullanımındaki artış, doğal sistemleri nasıl etkilemektedir?

Fosil yakıtların çevre kirlenmesindeki etkisi çok fazladır ve doğal sistemleri olumsuz etkilemektedir.Fosil yakıtların kullanılmasıyla ortaya çıkan gazların atmosferdeki oranının artması asit yağmurlarına neden olacak ve içilebilir su kaynakları azalacaktır.Ayrıca fosil yakıtların üretilmesi ve dağıtılması esnasında da çevre kirliği artmaktadır.Fosil yakıt kullanımındaki artış ,atmosferdeki karbondioksit, metan ve azotoksit gazlarının oranının artmasına ve sera etkisini artırarak dünyanın normalden fazla ısınmasına (küresel ısınmaya) neden olmaktadır. Küresel ısınmanın sonucu olarak, tatlı su kaynaklarının azalması, gıda üretimi koşullarındaki genel değişiklikler ve seller, fırtınalar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artış gibi potansiyel tehlikeler gündeme gelecektir.Bu durum en çok, hızlı iklim değişimine karşı hazırlık yapamayan yoksul ülkeleri etkileyecektir.Yaşam alanlarının hızlı değişimine ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan türünün nesli yok olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerden milyonlarca kişi ölümle yüz yüze gelecektir.

4.Küresel ısınmaya yol açan karbon gazlarının atmosferdeki artışını azaltmak için
neler yapılmalıdır?

Fosil yakıtların, enerji üretiminde kullanımına sınırlama getirilmelidir.Doğayla dost enerji(hidroelektrik, jeotermal, güneş, rüzgar,dalga) kaynaklarının kullanımı arttırılmalıdır. Ayrıca daha az enerji tüketen cihaz ve araçlar geliştirilmeli, enerji daha verimli kullanılmalı ve enerji tasarrufu için gerekli önlemler alınmalıdır.

5.Alp Dağları’nın uzantısı kuzey ve güney doğrultusunda olsaydı bu durum Avrupa’daki ulaşım sistemini nasıl etkilerdi ?

Alp Dağları’nın uzantısı kuzey ve güney doğrultusunda olsaydı kara ve demiryolu ulaşım hatları da kuzey güney doğrultusunda olacak ve kuzey güney doğrultusunda ulaşım kolaylaşacaktı.

6.Önceki jeolojik devirlerde çok uzun zaman diliminde meydana gelen iklim
değişikliği günümüzde neden çok kısa bir zamanda gerçekleşmektedir?

İnsanlarının sayısının ve insan faaliyetlerinin artması ve özellikle sanayi devriminden sonra meydana gelen fosil yakıtların kullanımındaki artış iklim değişikliklerinin kısa bir sürede gerçekleşmesine imkan tanımaktadır.İnsan faaliyetleri klimatolojik süreçleri olumsuz yönde etkileyerek iklim değişimlerini hızlandırmaktadır.

7.Küresel ısınma bitki ve hayvan topluluklarını nasıl etkilemiştir? Örneklerle açıklayınız.

Küresel ısınma bitki ve hayvan türlerinin sayısının azalmasına,yaşam alanlarının değişmesine, yaşamlarının değişmesine(adaptasyon süreci) ve bazı türlerin neslinin tükenmesine neden olmaktadır.Kanada’nın kuzeyinde yaşayan karibuların sayısı 1989’da 2001’e 178.000’den 123.000 düşmüştür.Bu durumun nedeni ısınma nedeniyle bahar aylarının erken başlayıp erken sona ermesi nedeniyle karibu yavrularının kışı geçirmeye yeterli ağırlığa ulaşmadan bitkilerin kurumasıdır.Küresel ısınma nedeniyle Alaska’daki ladin ağaçları zarar görmektedir. Avrupa’da 35 yerli kelebek üzerinde yapılan bir araştırma, bu türlerin yaklaşık üçte ikisinin son 20-30 yılda yayılım alanlarını 30 ile 240 km kuzeye kaydırdığını ortaya çıkardı. Avrupa’daki pek çok bitki 50 yıl öncesine göre bir hafta erken çiçek açıyor ve sonbaharda yapraklarını beş gün önce döküyor. İngiltere’de kuşlar 20. yüzyıl ortalarına oranla ortalama 9 gün erken kuluçkaya yatıyor, kurbağalar ise 7 hafta erken çiftleşiyor. Kuzey Amerika’da ağaç kırlangıçları 25 yıl öncesine göre ilkbaharda kuzeye 12 gün erken göç ediyor.

8.Sellerin doğal süreçlere olan etkisini örneklerle açıklayınız.

Seller sonucunda can ve mal kayıpları yaşanmaktadır.Seller sonucunda ekili alanlar zarar görmekte,salgın hastalık tehlikesi ortaya çıkmaktadır.Selin etkilediği yerlerdeki ekosistemlerde değişiklik olmakta bitki ve hayvan türleri bundan olumsuz etkilenmektedir.Selin etkilediği alanlarda çatlakların ve oyukların oluşması ve bunun sonucu olarak yamaçlarda çökmeler(kütle hareketleri)dir.Büyük miktardaki toprak başka yerlere taşınır.Tarım arazileri selin getirdiği maddelerle örtülür ve toprak verimsizleşir.

9.Günümüze kadar yeryüzünde büyük volkanik patlamalar nerelerde gerçekleşmiştir ?

Yellow Stone (ABD) ve Toba Dağı (Endonezya) büyük volkanik patlamaların meydana geldiği noktasal örneklerdir.
Büyük volkanik patlamalar Pasifik Okyanusu çevresi, Japonya, Endonezya,Güneydoğu Asya Adaları,Akdeniz Çevresi , Hawai ve Atlas okyanusunun orta kesimleri aktif volkanik alanlardır. Etna (Sicilya, İtalya),Hekla (İzlanda),Kilauea (Havai, ABD), Krakatoa (Rakata, Endonezya),Mauna Loa (Havai, ABD),Mauna Kea (Havai, ABD),Mount Baker (Washington, ABD),Erebus Dağı (Ross Adası, Antarktika),Mount Hood (Oregon, ABD), Mount Fuji (Honshu, Japonya),Mount Rainier (Washington, ABD),Mount Shasta (California, ABD),St. Helens Dağı (Washington, ABD),Novarupta (Alaska, ABD),Popocatépetl (Meksiko, Meksika),Uludağ (Olympos Dağı) (Bursa, Türkiye)
Surtsey (Surtsey adası, İzlanda),Santorini (Santorini adası, Yunanistan)Tambora (Sumbawa, Endonezya),Teide (Tenerif, Kanarya Adaları, İspanya),Tungurahua (Ekvador),Vezüv (Napoli Koyu, İtalya),Llaima (Şili),Pelée (Martinik) büyük volkanik patlamaların meydana geldiği alanlardır.

10.Küresel ısınmaya bağlı olarak okyanus akıntılarında meydana gelebilecek değişim ne gibi sonuçlara yol açacaktır ?

Okyanus akıntıları sürekli rüzgarlar ve Ekvator ile Kutuplar arasındaki tuzluluk ve sıcaklık farkından dolayı ortaya çıkmaktadır.Buzulların erimesi sonucu Okyanus sıcaklıkları ve tuzluluk oranlarında değişim olacaktır. Bu durum, okyanus akıntılarını da yavaşlatacaktır. Okyanus akıntılarının karaların kıyı kesimlerinin ısınmasında, soğumasında, yağış almasında, sıcaklığın Ekvator’dan Kutuplar’a taşınmasında büyük önemi olduğu için okyanus akıntılarının yavaşlaması kısa sürede çok büyük iklim değişikliklerine neden olacaktır.

11.Hollanda, deniz seviyesinde meydana gelen değişmelere karşı kıyılarını korumak için ne tür tedbirler almıştır?

Hollanda kıyı bölgesinin düşük kotlu bir doğaya sahip oluşu; fırtınalar ve deniz seviyesindeki yükselmelerle birleşince, bölgeyi kıyı taşkınları ve erozyon açısından hassas bir duruma dönüştürmektedir. Deniz seviyesi altında bulunan ülkenin büyük bir kesimi, taşkınlara karşı yapılan barajlar ve seddeler tarafından korunmaktadır.1990 yılından bu yana kum beslemesi yoluyla daha fazla toprak kaybını önlenerek kıyı çizgisini korumaktır.

12.Günümüzde yeryüzünde ekstrem olayların yaşanmasında hangi faktörler etkili olmuştur?

Klimatolojik süreçler,Jeolojik süreçler ve İnsan faaliyetleri ekstrem olayların yaşanmasında etkili olmaktadır.
Sera gazlarındaki artış ve küresel ısınma Ekstrem sıcaklıklar,Şiddetli fırtınalar,Aşırı yağışlar,Sel ve Kuraklık gibi ekstrem doğa olaylarının yaşanmasında etkili olmaktadır.
Ekstrem sıcaklıkların yaşanmasında aşırı sıcak ya da aşırı soğuk hava kütleleri,Şiddetli fırtınaların yaşanmasında Tropikal alçak basınçlar,Aşırı yağışların yaşanmasında bol nemli hava kütlelerinin yükselerek soğuması,Sellerin oluşumunda aşırı yağışlar,kar ve buz erimeleri ve yanlış arazi kullanımı,Kuraklığın oluşumunda aşırı sıcak ve aşırı soğuk ile yağışların beklenen seviyenin altına düşmesi,Kütle hareketlerinin oluşumunda eğim,yağış, tabakaların uzanışı killi yapı,yanlış arazi kullanımı ,kazı çalışmaları ile volkanik olaylar, deprem ve seller etkili olmuştur.Volkanizma,Deprem ve Tsunami gibi ekstrem olayların temel nedeni olarak da yer kabuğunu oluşturan levhaların hareketi ile oluşan gerilimler ve fay hatlarının oluşumu yatmaktadır.

12.SINIF COĞRAFYA SAYFA 24 ETKİNLİK ve CEVAPLARI Yukarıdaki haritada ilk medeniyetlerin kurulduğu yerler gösterilmiştir. Dünya fiziki haritasından ve yukarıdaki haritadan yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1.İlk medeniyetler hangi enlemler arasında yer almaktadır? Söyleyiniz.
30 Güney ile 45 derece Kuzey enlemleri arasında kurulmuştur.
2.İlk medeniyetlerin haritada gösterilen yerlerde ortaya çıkmasının nedenlerini sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız.
İklim şartlarının uygun olması(sıcaklık ve yağış), coğrafi konumunun uygun olması, verimli tarım alanlarının bulunması, su kaynaklarının varlığı ve korunaklı limanlar, komşu medeniyetler, yer şekilleri
3.Harita üzerinde numaralandırılmış yerlerde hangi medeniyetler kurulmuştur? Söyleyiniz. 
Aztek, İnka,Maya,Akdeniz,Roma,İslam,Anadolu,Türk,Hint,Ara

12.SINIF COĞRAFYA SAYFA 24 ETKİNLİK ve CEVAPLARI Yukarıdaki haritada ilk medeniyetlerin kurulduğu yerler gösterilmiştir. Dünya fiziki haritasından ve yukarıdaki haritadan yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1.İlk medeniyetler hangi enlemler arasında yer almaktadır? Söyleyiniz.
30 Güney ile 45 derece Kuzey enlemleri arasında kurulmuştur.
2.İlk medeniyetlerin haritada gösterilen yerlerde ortaya çıkmasının nedenlerini sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız.
İklim şartlarının uygun olması(sıcaklık ve yağış), coğrafi konumunun uygun olması, verimli tarım alanlarının bulunması, su kaynaklarının varlığı ve korunaklı limanlar, komşu medeniyetler, yer şekilleri
3.Harita üzerinde numaralandırılmış yerlerde hangi medeniyetler kurulmuştur? Söyleyiniz. 
Aztek, İnka,Maya,Akdeniz,Roma,İslam,Anadolu,Türk,Hint,Ara

12.SINIF COĞRAFYA KITABI SAYFA 26-27 ETKİNLİK ve CEVAPLARI
1.Konu içinde bazı medeniyetler hakkında bilgiler verilmiştir. Siz de diğer medeniyetlerle ilgili araştırma yaparak boş bırakılan kutucukları doldurunuz.
2.Medeniyetlerin kurulmasında etkili olan benzer ve farklı yönleri tespit ederek bunun nedenlerini tartışınız.

İklim şartlarının uygun olması(sıcaklık ve yağış), coğrafi konumunun uygun olması, yer şekillerinin uygun olması, verimli tarım alanlarının bulunması, su kaynaklarının varlığı ve korunaklı limanların varlığı medeniyetlerin kurulmasında etkili olmuştur. Medeniyetlerin kurulduğu yerlerin etrafındaki doğal sınırlar medeniyetlerin özgün yapıya sahip olmalarını sağlamıştır. Tarım toprakları az olan kıyılarda denizcilik ve ticaret gelişmiştir.

İLK MEDENİYETLER ve ÖZELLİKLERİ

MEZOPOTAMYA MEDENİYETİ Mezopotamya, kuzey ve kuzeydoğudan yüksek dağlarla çevrili, güneyden Suriye ve Arabistan çöllerine açık, geniş bir düzlüktür. Varlığını ve önemini, Anadolu topraklarından doğan Dicle ve Fırat nehirlerine borçludur.
Mezopotamya’da tarıma uygun olmayan alanları tarıma kazandırmak için sulama kanalları yapılmış, bataklıklar drene edilmiş ve taşkın sonrası oluşan alüvyon birikintileri düzeltilmiştir. Bu çalışmalar sonucu zamanla köyler gelişerek kent hâline gelmiştir. Böylece Mezopotamya’da ilk kültür merkezleri ortaya çıkmıştır. Kentlerin ortaya çıkması insanlık tarihinde, ateşin bulunması ve tarımın başlamasından sonra kaydedilen önemli bir aşamadır. İlk kültür merkezlerinin ortaya çıktığı, önemli mimari eserlerin oluşturulduğu uygarlıklar, tarihî ve coğrafi koşulların etkisiyle hızlı gelişmiştir.

MISIR MEDENİYETİ
Mısır medeniyeti, Kuzey Afrika’da Nil Nehri ve etrafında kurulmuştur. Etrafının çöllerle kaplı olması diğer medeniyetlerle etkileşiminin daha az olmasına neden olmuştur. Bu nedenle Mısır medeniyeti kendine özgü özelliklere sahiptir. Mısırlıların medeniyete geçişinde; neolitik yerleşmelerin varlığı, Nil Nehri ve Mezopotamya uygarlığı etkili olmuştur. Mısır’ın da Mezopotamya gibi, büyük bir taşkın nehre sahip olması, verimli topraklarından yılda iki kez ürün alınabilmesi ve uygun iklim şartlarına sahip olması uygarlığa geçişini kolaylaştırmıştır. Nil Nehri çevresinde yaşayanlar düzenli taşkınlardan sonra bozulan tarlaların sınırlarını yeniden tespit etmek için matematikten yararlanmışlardır. Bu durum kamu yönetimi örgütlenmesini oluşturarak bilimin de gelişmesine katkı sağlamıştır. Nil Nehri’nin uygarlığa diğer bir katkısı da üzerinde ulaşım yapılmasıdır. Nehrin düzenli akışı nehir taşımacılığını geliştirmiş, bu da yönetimin bölgeyi kolayca denetlemesine imkân sağlamıştır. Nil boyunca hem ticari ilişkiler rahatça yapılmış hem de vergiler kolayca toplanmıştır. Bu durum uygarlığın çok daha hızlı büyüyüp güçlenmesinde etkili olmuştur. Kendilerine özgü hiyeroglif (kutsal resim yazısı) yazısını kullanmışlardır. Yazılarını “papirüs” adı verilen bitki yapraklarına yazmışlardır. Eczacılık, kimya ve tıpta gelişmişlerdir. Matematikte “pi” sayısını bulmuş ve astronomide gelişmişlerdir.Rasathaneler kurmuşlar ve Nil Nehrinin taşma sürelerini hesaplamışlardı. Güneş yılı esasına dayalı ilk takvimi Mısırlılar yapmışlardır. Romalılar, Mısırdan aldıkları bu takvimi geliştirerek bugün kullandığımız Miladi takvimi oluşturdular.

Hint uygarlığı 
Ganj,Brahmaputra ve İndus nehirleri çevresinde Hint Medeniyeti ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Bu bölgede elverişli iklim şartları ve verimli tarım alanları bulunmaktadır. Entansif tarım yöntemleri geliştirmişler, fili evcilleştirmişler, mimari ve yazı alanında uygarlığa katkıda bulunmuşlardır. Ülkenin tarihini coğrafi şartları etkilemiştir. Elverişli iklimi ve verimli topraklarından dolayı pek çok kavimin istilasına uğramıştır.

Akdeniz uygarlıkları 
Akdeniz kıyıları, medeniyetlerin ilk kurulduğu alanlardan biridir. Tarım alanlarının az olması, akarsuların varlığı, kıyılarında liman olmaya elverişli ada ve yarımadaların bulunması bu bölgede İyonya, Lidya, Yunan, Fenike ve Roma gibi birbirinden farklı medeniyetlerin kurulmasına neden olmuştur. Bu medeniyetlerden bazıları yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından zengin olmadıklarından deniz ticaretine yönelmişler ve ihtiyaçlarının bir bölümünü denizden karşılayarak denizci karakterli uygarlıklar kurmuşlardır.
İyonlar ve Yunanlılar zamanla gemi yapımında ustalaşmış ve Akdeniz kıyılarındaki ürünleri toplayarak ihtiyacı olan toplumlara pazarlamaya başlamışlardır. Böylece farklı uygarlıklar arasında, ticari mallar taşınırken aynı zamanda kültürel gelişmeler bir merkezden diğerine nakledilmiştir.
Akdeniz uygarlıkları yeni şehirler ve koloniler kurarken buradaki insanlar bereketli tarım alanlarının az olması nedeniyle daha geniş ticari imkân sunan sahalarda yerleşmişlerdir. Böylece kentleşme Akdeniz’in doğu kıyılarından batı kıyılarına doğru yayılmıştır.

Çin uygarlığı 
Sarı ve Gök ırmak çevresinde kurulmuşlardır. Bu alanlar verimli topraklar bulunmaktadır. Güneybatısı ormanlık yüksek dağlarla, Kuzeybatısı da bozkırlar ve çöllerle sınırlı olan Çin de dışa kapalı ve özgün bir medeniyetin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tıp, matematik ve astronomi alanında da ileri gitmişlerdir. Çinliler kendilerine özgü bir yazı kullanmışlar, barut, pusula, kağıt, matbaa ve mürekkebi icat ederek dünya medeniyetinin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Porselen yapımı, ipekli dokumacılıkta ileri gitmişlerdir. Hun saldırılarına karşı Çin Seddi’ni yapmışlardır.

Maya uygarlığı 
Maya uygarlığı Amerika kıtasındaki Kolomb-öncesi uygarlıklardan biridir. Bir Orta Amerika uygarlığı olan Maya uygarlığı, binlerce yıl boyunca Meksika’nın güneydoğusundan, Honduras, El Salvador ve Guatemala’ya kadar uzanan bir bölgede hüküm sürmüştür. Maya dilini oluşturmuşlardır. Mayalar astronomi, matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri bir uygarlık oluşturmuşlardır. Klasik-öncesi dönemden itibaren olağanüstü yapılar inşa etmişlerdir. Taş işlemeciliğinde ileri gitmişlerdir. Piramitler, tapınakları, saraylar,dikili taşlar,top sahaları gibi büyük yapılar inşa etmişlerdir. Kullandıkları taş, genellikle kireç taşıdır. Mayaların ticari malları arasında yeşim taşı, kakao, mısır, tuz ve obsidyen taşı sayılabilir. Çömlekçilik ve seramik yapımında uzmanlaşmışlardır. Entansif tarım sistemlerini kullanmışlardır. Yazı, sayı sistemi ve “Uzun Hesap” denilen takvim sistemini oluşturmuşlardır. Şehircilikte ileri gitmiş ve birçok şehri meydana getirmişlerdir. Akarsu, dere, göllerde ve denizlerde kanolarla taşımacılık(denizcilik) yapmışlar ve ticaretle uğraşmışlardır.Kendilerine has dilleri mevcuttu. Yazıyı, sıfırı da içine alan bir sayı sistemini ve astronomiye dayanan takvimi kullanıyorlardı. Dikkat çekici eserler inşâ etmişlerdi.

İnka Uygarlığı 
İnkalar, Büyük Okyanus kıyısına paralel uzanan And sıradağları üzerinde 12-16. yüzyıllar arasında yaşamış ve büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Bu bölge çok değişik iklim ve doğa koşullarını içermekteydi. İnkaların yaşadıkları And Dağları’nın batı kıyısında çöl ve vadiler yer alırken kuzeydoğu kesimleri tropikal yağmur ormanlarıyla kaplıydı.
İnkalar, şehirlerini ve kalelerini, dini inançları nedeniyle korumak ve savunabilmek için And Dağları’nın yüksek kesimlerdeki dik ve sarp yamaçlara inşa etmişlerdi. Bu yapılardaki devasa taş bloklar çok hassas ve düzgün bir şekilde birbirleriyle birleştirilmiştir. Taş işçiliğinde ileri gitmişlerdir.
İnkalar bulundukları bölgenin coğrafi konumu nedeniyle güneşin hareketleri konusunda uzmanlaşmışlar ve güneş saatini yapmışlardır. Yüksek kayalıklara yerleştirdikleri elips şeklindeki altın yansıtıcılarla astronomik gözlemler yapmışlar, güneşin yıllık hareketlerini incelemişlerdir. Patates tarımını ilk yapan medeniyettir. Tarımda teraslama yöntemi ve diğer entansif tarım tekniklerini kullanmışlardır. Sözlü edebiyatları olup, yazıları yoktu. Mısır ve patates yetiştirip, sekiler üzerinde tarım yaparlardı. Ülkede mükemmel bir yol şebekesi vardı.

Aztek uygarlığı 
15. yüzyıl ile 16. yüzyıl başlarında, bugünkü Meksika’nın orta ve güney kesimlerinde büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Büyük bir imparatorluk kurabilmelerinin temelinde, kullanılabilir tüm toprakların entansif biçimde ekildiği, gelişkin bir sulama ve bataklık kurutma sistemine dayalı olağanüstü tarım düzenleri yatar. Bu yöntemlerle sağlanan yüksek verimlilik, zengin ve kalabalık bir ülkenin doğmasını sağlamıştır. İnkalar, çatıları tahta kirişler üzerine saman örtülü, altın süslemeli büyük taş kaleler ve tapınaklar yapmışlardır. Taş işçiliği ve mimaride ileri gitmişlerdir. Aztekler gelişmiş tarım yöntemlerine, kendilerine ait bir dine, takvime, alfabeye sahiplerdi. Aztek kültürü kendisini, tarıma bağlı ekonomi, dokumacılık, çanak çömlek yapımı metalurjide başlangıç, sayılar, piramit şeklinde yapılar, takvim sistemi, resim yazısı, şehir devlet organizasyonu ve dini faaliyetlerde göstermiştir.

12.SINIF Coğrafya Kitabı Etkinlik sayfa 28 bulmaca Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.
1.Kültür ve medeniyetin yayılışında büyük etkisi olan ve tarihin başlangıcı olarak kabul edilen buluş, YAZI
2.Mezopotamya’nın doğusunda akan ve bu bölgeye hayat veren nehirlerden biri, DİCLE
3.Güneydoğu Anadolu’dan başlayarak Basra Körfezi’ne kadar uzanan Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölge, MEZOPOTAMYA
4.Maya uygarlığının bulunduğu alanda yetişen tropikal ürünlerden biri, ANNANO
5.Maya uygarlığının bulunduğu bölgede yapıların inşasında yaygın olarak kullanılan taş KİREÇTAŞI
6.Demirin günlük hayatta kullanılması ile yapılan ve tarımda büyük gelişmelere neden olan tarım aleti SABAN
7.Büyük Okyanus kıyısında And Dağlarına paralel uzanan alanda kurulan, güneşin hareketleri konusunda uzmanlaşan ve güneş saatini yapan uygarlığın adı, İNKA
8.Bugünkü Meksika sınırları içerisinde kurulmuş olan uygarlığın adı AZTEK
9.Medeniyete geçişte çok önemli katkısı olan buluşlardan biri ATEŞ
10.Mezopotamya’yı oluşturan ve bu bölgenin batısından geçen nehir FIRAT

12.SINIF Coğrafya Kitabı Etkinlik sayfa 29
Aşağıdaki tabloda medeniyetlerin gelişmesine ve yayılmasına neden olan bazı buluşlar verilmiştir. Ön bilgilerinizden faydalanarak aşağıda boş bırakılan yerleri doldurunuz.

Yazı
Sümerler, yazıyı ilk kullanan uygarlıktır. Yazı, Asurlular başta olmak üzere pek çok kavim tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra bilim, hukuk ve ticarette de kullanılmış, ardından ilk eğitim kurumları açılmıştır. Haftanın günleri de bu dönemde belirlenmiştir. Zaman içinde kahramanlık hikâyeleri, dinî törenlerin uygulanma esasları vb. yazıya geçirilmeye başlanmış, tüm bunlar kültürün gelişmesine ve aktarımına büyük katkılar sağlamıştır.
Takvim
Günümüzde takvim denilince miladi takvim akla gelir.Dünya’nın güneş etrafında dönüşüne göre miladi takvim düzenlenmiştir. 1 yıl, 365 gün 6 saat tir. Bu takvimi ilk kez Mısırlılar kullanmıştır. Bu takvim; İyonlar, Yunanlar ve Romalılar tarafından geliştirilmiştir. Roma İmparatoru Jullius Cesar ve Papa XII.Gregor tarafından düzenlenerek günümüzdeki şeklini almıştır. Eski topluluklar, takvimde ay senesini kullanıyorlardı. Ay yılı ile Güneş yılı arasında 11 günlük fark vardır. Ay yılında her yıl başlangıcı 11 gün öne gelir.Miladi takvimin temelini oluşturmuştur.İsa’nın doğumu (Milat) başlangıç alınmıştır. Milattan önceki tarihlerde rakamsal değeri büyük olan tarih daha eski bir tarihi gösterir. Milattan sonraki tarihlerde rakamsal değeri büyük olan günümüze daha yakın bir tarihi gösterir.

Demir
Demiri ilk işleyen milletlerden biri de Orta Asya’daki Türklerdir. Demir ilk önce silah yapımında, daha sonra da araç gereç yapımında kullanılmıştır. Eski Türkler göç ettikçe oradaki halklara demiri ve onu işlemeyi öğretmişlerdir. Zamanla demir, savaşlarda üstünlük elde etmenin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir. Demir Hititler de demirden silah yapımında kendilerine özgü teknikler geliştirmişler ve çok daha sağlam silâhlar yapmaya başlamışlardır. Bu yolla iki yüzyıl boyunca süper güç olmayı başarmışlardır. Demir, dayanıklı olduğundan tarımda kullanılan araçların yapımında kullanılmış, sağlam sabanlarla ekilen topraklardan daha bol ürün alınması sağlanmıştır.

Kağıt
İnce bitki liflerinin keçeleşmesi ile meydana gelen bugünkü kağıdın ilk olarak M.S. 1. yüzyılda Çin’de yapıldığı sanılmaktadır. Aslında M.Ö. 4000 yıllarında Mısır’da bulunan Cyperius (papirüs) denilen bitkinin sapı uygun boyutlarda kesilip bir tahta üzerine dizilip, sulu vaziyette tokmaklanarak bir çeşit kağıt üretilmekteydi. Yapılışı ve özelliği bakımından bugünkü kağıttan farklı olmakla beraber, kağıt ismi bu papirüs kağıdından kalmıştır. Papirüsle beraber, çeşitli hayvan derilerinden yapılan parşömen kağıdı da tarih boyunca kullanılmıştır.
Kağıt, ilim ve kültürün yayılıp gelişmesinde çok büyük bir rol oynamıştır ve ilk para mantığının bir şeyler satın alma, değiş tokuş gibi parasal şeylerin başlangıcı olmuştur. Yazma, taşıma ve muhafazasındaki kolaylıklar, herhangi bir yerdeki ilim ve bilginin çok kısa bir zamanda dünyanın her tarafına kolayca yayılmasını temin etmiş, böylece bugünkü medeniyete ulaşılmasının başlıca vasıtalarından birisi olmuştur. Kağıdın kimin tarafından bulunduğu bugün kesin bilinmemektedir. Ancak bugünkü kağıt hamuru ile elde edilen kağıdın ilk modeli milattan sonra 105’te Çin’de Ts’ai Lun adında bir saray görevlisi tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. 18. yüzyılda Fransa’da ilk defa kağıt makinesi yapılmıştır.,

12.SINIF COĞRAFYA SAYFA 30-31 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI VE CEVAPLARI
1.Aşağıdaki tabloda Mezopotamya uygarlığına ait bazı özellikler verilmiştir. Diğer uygarlıklara ait özellikleri ön bilgilerinizden yararlanarak kutucuklara yazınız.

Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 773×599.

2.İlk uygarlıklardaki kentlerin özellikleri nelerdir?

Verimli tarım alanlarının ortasında ulaşım bakımından elverişli pazar yerleri olarak ortaya çıkmışlardır. Ticaretin gelişmesine paralel olarak gelişmişlerdir. Kentlerin toplam sayıları ve nüfusları azdır.

3.Neolitik sonrası ilk medeniyetler nerelerde ortaya çıkmıştır?

Mezopotamya, Mısır, İndus(Hindistan), Akdeniz Çevresi, Sarı ırmak ve Gök ırmak ve Orta Amerika’da ortaya çıkmışlardır.

4.Mezopotamya uygarlığının Maya ve İnka uygarlığından daha fazla saldırılara uğramasının nedenleri nelerdir?

Maya ve İnka uygarlıklarının çevresinde bu uygarlıklara karşı koyabilecek medeniyetler yoktu. Yeni Dünya’da yer alan uygarlıklar Amerika keşfedildikten sonra saldırılara uğramışlardır. Mezopotamya Uygarlığı ise Eski Dünya medeniyetlerinin ortasında yer alıyordu ve Mezopotamya’nın ekonomik zenginlikleri ve coğrafi konumu çevresindeki medeniyetlerin istilalarına neden olmuştur.

5.Mısır uygarlığının Mezopotamya’dan sonra doğmasında etkili olan faktörler nelerdir?

Etrafının çöllerle kaplı olması diğer medeniyetlerle etkileşimi daha azdır. Bu nedenle Mısır Medeniyeti Mezopotamya medeniyetinden sonra ortaya çıkmıştır ve özgün bir medeniyettir. Mezopotamya medeniyetinin çevresinde coğrafi engeller yoktur. Bu nedenle medeniyete geçiş bu bölgede daha önce olmuştur. Diğer toplumlar ve ticaretin gelişmesi şehirlerin ve kültür merkezlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

6.Hint uygarlığının kurulduğu bölgenin coğrafi özellikleri nelerdir? Bu özellikler Hint uygarlığının gelişmesinde nasıl etkili olmuştur?
7.Mısır uygarlığının Mezopotamya uygarlığı kadar saldırılara maruz kalmamasının nedenleri nelerdir? Mısır uygarlığının kurulduğu bölgenin etrafının çöllerle kaplı olması bu bölgeye yapılacak saldırı ve istila hareketlerini güçleştirmiştir. Mezopotamya Uygarlığı ise Eski Dünya medeniyetlerinin ortasında yer alıyordu ve Mezopotamya’nın ekonomik zenginlikleri ve coğrafi konumu çevresindeki medeniyetlerin istilalarına neden olmuştur.
8-30 derece kuzey enlemleri arasında yer alır.Kuzeyden Himalaya Dağları,Belucistan Dağları ve Dekkan dorukları ile çevrilidir.Güneybatı ve Güneydoğusunda Hint okyanusu yer alır.İndus ve Ganj nehirleri ve bu nehirlerin oluşturduğu verimli İndus ve Ganj deltaları Hint uygarlığının gelişiminde etkili olmuştur.Ayrıca muson iklimi tarım topraklarından yılda iki kez ürün elde edilmesine imkan tanımıştır.
Bitki örtüsü ve hayvan türleri çeşidi son derece fazladır. Hindistan’ın kuzeybatısında yer alan geçitler bu bölgeyi istilalara açık hale getirmiştir. Ariler tarafından İndus medeniyeti ortadan kaldırılmıştır.

12.SINIF Coğrafya Kitabı ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 30 – 31 ÇOKTAN SEÇMELİ SORULAR Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.

1.And Dağlarının yüksek kesimlerindeki vadilerde yaşamış İnka medeniyeti ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Patates tarımını ilk yapanlardır.
B)Taş işlemeciliğinde ileri seviyededirler.
C)Tarımda teraslama gibi ileri yöntemler kullanmışlardır.
D)Güneşin hareketlerine bağlı olarak güneş saati yapmışlardır.
E)Kendilerine ait bir yazı oluşturmuşlardır.

2.Mezopotamya uygarlığının gelişmesinde aşağıdakilerden hangisi etkili olmamıştır?
A)Verimli taşkın ovalarının varlığı B)Dicle ve Fırat nehirlerinin bulunması
C)İklim koşullarının tarıma uygun olması D)Nüfus artışına bağlı olarak üretimin hızlandırılması E)Geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamaları
3.Mezopotamya’daki kent devletlerinin ticaret ilişkilerini başlatmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu söylenebilir?
A)Ham madde kaynaklarının sınırlı olması B)Yeni topraklar elde etmek istemeleri
C)Parayı kullanmaya başlamaları D)Kültürlerini yaymak istemeleri
E)Savaşçı bir yapıya sahip olmaları

4.Aşağıdakilerden hangisi ilk kültür merkezlerinin kurulduğu bölgelerin ortak özelliklerindendir?
A)Yüksek platolar üzerinde gelişmiş olmaları
B)Tropikal iklim özelliklerine sahip olmaları
C)Yoğun orman örtüsüyle kaplı olmaları
D)Yüzey şekillerinin arızalı ve engebeli olması
E)Genellikle orta kuşakta yer almaları

5.Aztek ve Maya uygarlıklarının ortak özellikleri arasında;
I.Orta Amerika’da kurulmuş olmaları
II.Resim yazısına sahip olmaları
III.Yağmur ormanlarının yoğun olduğu alanlarda yerleşmeleri
gibi durumlardan hangisi ya da hangileri gösterilebilir?
A) Yalnız l B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve II

6.Aşağıdaki ülkelerin hangisi ilk medeniyetin kurulduğu alanlardan biri değildir?
A) Suriye B) İsveç C) Türkiye D) Pakistan E) Peru

7.Yerleşik uygarlığın ilk doğduğu medeniyet bölgesi aşağıdakilerden hangisidir?
A)Orta Amerika B)Sarı Irmak Havzası C)Mezopotamya 
D)Nil Nehri Deltası E)İndus Vadisi

12.SINIF Coğrafya Kitabı ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 31 Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle tamamlayınız.

1.AZTEKLER Meksika Vadisi’nde ortaya çıkan bir uygarlıktır.

2.Yerleşik hayata TARIM faaliyetiyle geçilmiştir.

3.Mezopotamya FIRAT ve DİCLE nehirleri arasında, üç tarafı dağlarla çevrili bir düzlüktür.

4.Sümerler’den sonra MISIR, FENİKE, PERS uygarlıkları kendi yazılarını geliştirip kullanmışlardır.

5.GANJ ve İNDUS nehirleri Himalaya Dağlarından doğar ve Kuzey Hindistan’a ulaşır.

6.Eski Dünya’da ırmak boyu uygarlığının en sonuncusu ÇİN uygarlığıdır.
ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 31 DOĞRU YANLIŞ

Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına D, yanlış olanların başına Y harfini yazınız.

1.(D) Çin’de ticaretin gelişmesinde Mavi ve Sarı Irmak’ın “Büyük Kanal” ile birleştirilmesi etkili olmuştur.

2.(Y)Milet ve Laodikya yünlü dokuma sanayi alanında gelişmiş merkezlerdir.

3.(Y)Yeni Dünya’da uygarlığa geçiş Eski Dünya’dan önce olmuştur.

4.(D)Maya uygarlığı yağmur ormanları sahasında kurulmuştur.

5.(Y)Aztek uygarlığı Afrika kıtasında kurulmuştur.

6.(D)İlk kültür merkezleri uygarlıkların doğduğu alanlarda ortaya çıkmıştır.

12.Sınıf Coğrafya Kitabı Etkinlik sayfa 36
Aşağıdaki soruları ön bilgilerinizden, metinden ve tablodan yararlanarak cevaplayınız.
1.19.Yüzyılda Ruhr Bölgesi’nde yoğun bir göç dalgası yaşanmasının nedenleri nelerdir?
Bölgede nüfus maden kömürü üretimi ve demir-çelik sanayinde gelişmeye paralel olarak göç alarak artmıştır.
2.Ruhr Bölgesi’ne yapılan göçün olumlu ve olumsuz sonuçları nelerdir?
Göçün olumlu yönleri; bölgede çalışacak ve üretecek insan sayısı artmış, nüfus artmış, bölgedeki şehirlerin sayısı artmış, ekonomik faaliyetler çeşitlenmiş, eğitim düzeyi yükselmiş, doğum oranları azalmış, şehirsel faaliyetler gelişmiş, sosyal, ekonomik ve kültürel yapı değişmiştir.
Göçün Olumsuz Yönleri: “Getto” adı verilen bölgeye göçle gelenlerin yaşadığı bölgeler ortaya çıkmıştır, nüfus aşırı derecede artmıştır. İşsizlik artmış, göç akımı şehrin, konut, çevre, altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık ve asayiş sorunlarını arttırmıştır. Arsa ve arazi değerleri artmış, mesken ihtiyacı, verimli tarım alanlarının ve orman arazilerinin hızla yerleşime açılmasına neden olmuştur. Kentlerin büyümesi sonucu sanayi tesisleri şehrin içinde kalmıştır. Gecekondulaşma ve çarpık kentleşme ortaya çıkmış ve çevre kirliliği artmıştır.
3.Ruhr Bölgesi’nin, nüfus yoğunluğu bakımından diğer ülkelere göre daha fazla artış göstermesinin nedenleri nelerdir?
Bölgede maden kömürü üretimi ve demir-çelik sanayinde gelişmesine paralel olarak aşırı derecede göç almasıdır. Avrupa’nın ve Almanya’nın en önemli sanayi merkezi olması, üzerinde ulaşım yapılan Ren nehrinin buradan geçmesi, ekonomik faaliyetlerin bu alanda çeşitlilik göstermesi bölgenin yoğun bir biçimde göç almasına neden olmuştur.
4.Kısa bir sürede yoğun bir nüfus artışı meydana gelen Ruhr Bölgesi’nde ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ne gibi değişiklikler yaşanmış olabilir? Açıklayınız.
Ekonomik faaliyetler çeşitlenmiş, eğitim düzeyi yükselmiş, doğum oranları azalmış, şehirsel faaliyetler gelişmiştir. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçilmiş, iş olanakları artmıştır, sağlık hizmetleri gelişmiş, sportif, kültürel ve sanatsal faaliyetler gelişmiş, bu faaliyetlerin yapılabileceği alanlar (tiyatro, sinema, spor alanları) ortaya çıkmıştır. Göçle birlikte farklı yerlerden birçok insan gelmiş ve kültürel çeşitlilik artmıştır. İnsan ilişkileri resmileşmiş, suç oranları artmıştır. Eğlence ve sosyal faaliyetlere imkan tanıyan alanlar artmıştır.
5.Sizin yaşadığınız şehir ya da bölgede bu tür yoğun nüfus artışı yaşandı mı? Bunun nedenlerini ve bu durumun hayatınızda ne gibi değişikliklere yol açtığını söyleyiniz.
Zonguldak 1829’da Uzun Mehmet ‘in kömürü bulması ile gelişmeye başlayınca ekonomik yapı çok kısa sürede değişikliğe uğradı. XIX.yy’ın ortalarında Taş Kömürü Ocaklarının işletmeye açılması Zonguldak’ın toplumsal, kültürel yaşamında bir dönüm noktasıdır. Bundan sonra kömür havzasında toplumsal ilişkilerin maden kömürü üretimine bağlı olarak biçimlendiği görülür. XIX.yy’ın ikinci yarısında, kömür üretiminde gelişmesine koşut olarak tahta iskelesi ve çevresi büyümeye, Zonguldak, Kozlu, Kilimli kentler bütünü ortaya çıkmaya başlamıştır. 1908’de Meşrutiyetinden sonra yörede ilk işçi hareketleri başlamıştır. Kömür havzasındaki geleneksel ilişkilerin ve değerlerin alt üst olmasına karşılık, iç kesimlerde geleneksel, dışa kapalı yapının sürdüğü görülmektedir. Cumhuriyet dönemine girildiğinde Maden Kömürü Havzasında hızlı bir toplumsal değişme süreci yaşanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında üst yapıda gerçekleştirilen dönüşümler, yörede kültür değişmesi sürecini hızlandırmıştır. Eğitim kurumları, halk evleri Cumhuriyetin benimsediği çağdaş değerleri yaymaya çalışmıştır. Zonguldak çevre illerden ve göçler almış, nüfusu artmış ve kentsel yapı ortaya çıkmıştır. Zonguldak Cumhuriyetin ilk sanayi kenti olarak ortaya çıkmıştır. Sosyal, kültürel ve ekonomik yapı değişime uğramıştır. Taş kömürünün varlığına bağlı olarak Karabük ve Ereğli’de Demir-çelik sanayinin kurulması bölgede yeni kentlerin kurulmasına neden olmuştur.

12.SINIF COĞRAFYA KİTABI ETKİNLİK SAYFA 37
Yandaki grafikte Ruhr Bölgesi’nin yıllar içinde nüfus değişimi gösterilmiştir. Bu grafikten ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1.Ruhr Bölgesi’nin nüfusunda nasıl bir değişim görülmektedir?
Nüfus 1820 yılından 1925 yılına kadar hızlı bir şekilde artmıştır.1946 yılında 2.dünya savaşının sona erdiği dönemde bölgede nüfusun azaldığı görülmektedir. 1946’dan sonra nüfus hızlı bir şekilde artış göstermiştir. 1961’den sonraki zamanda nüfus artışı olmamıştır. Azalma görülmektedir.
2.Nüfusun en fazla arttığı dönem hangi yıllar arasında yer almaktadır? Nedenlerini söyleyiniz.
Nüfusun en fazla arttığı dönem 1871-1905 yılları arasındaki dönemdir. 1849 yılından itibaren yakacak olarak maden kömürü kullanan yüksek fırınların kurulması ile Ruhr Bölgesi’nin önemi daha çok artmıştır.
Bölgede maden kömürü üretimi ve demir çelik sanayinin gelişmeye başlamasıyla ekonomik gelişme hızlanmış ve bölgenin nüfusu aldığı göçlerle hızlı bir şekilde artmıştır.
3.Sizce nüfustaki bu değişim bölgenin ekonomik faaliyetlerinde nasıl etkili olmuştur?
Tarım ve hayvancılık azalırken, sanayi ve madencilik faaliyetleri artmıştır. Ekonomik faaliyetler artmış ve iş alanları çeşitlenmiştir. Sanayi faaliyetlerindeki gelişme ve nüfus artışına paralel olarak bölgede hizmet sektörü de gelişmiştir.

12.SINIF COĞRAFYA KİTABI ETKİNLİK SAYFA 39
Aşağıdaki tabloda Kocaeli ve Las Vegas şehirlerinde ekonomik faaliyetler ve bunların etkileri gösterilmiştir. Siz de madencilik, ticaret, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin baskın olduğu diğer şehirleri bularak tablodaki boşluklara yazınız.

Şehir: Kocaeli
Baskın ekonomik faaliyet türü: Sanayi
Etkileri: Farklı iş alanları oluşturması, hızlı göç ve nüfus artışının olması, çeşitli çevre sorunlarının yaşanması
Şehir: Las Vegas
Baskın ekonomik faaliyet türü: Turizm
Etkileri: Küçük bir çöl kasabası olan Las Vegas’ın turizm faaliyetlerine bağlı olarak nüfusu 1 milyonu geçmiştir. Las Vegas’a eğlence turizmine bağlı olarak her mevsim dünyanın değişik yerlerinden çok sayıda insan gelmektedir.

Şehir: Soma (Manisa) 
Baskın ekonomik faaliyet türü: Madencilik
Etkileri: 1913 yılında Soma’da kömürün bulunmasıyla linyit madenciliği başlamıştır. Soma Türkiye’de Kömür İsletmeleri ün yapmış adını duyurmuş bir ilçedir. Özellikle madencilik faaliyetlerine bağlı olarak göç alan ve nüfusu artan Soma kalabalık bir şehir haline gelmiştir. Linyit madenine bağlı olarak Soma termik santrali kurulmuştur. İlçe’de hava kirliliği son derece yüksektir.
Kömür üretimi için ormanlık alanlar tahrip edilmiş ve edilmektedir.

Şehir: İzmir 
Baskın ekonomik faaliyet türü: Ticaret
Etkileri: 16. Yüzyıldan itibaren Akdeniz ve dünya ticaretinde önemli bir yere sahiptir. Ulaşım olanakları, limanı ve hinterlandının geniş olması İzmir’in bir ticaret kenti olarak gelişmesine neden olmuştur. Aldığı göçlerle ülkemizin 3.Büyük şehri haline gelmiştir. Ülkemizin en önemli ihracat limanı İzmir Limanıdır. İzmir Enternasyonal Fuarı, ticari ürünlerin tanıtımı ve pazarlanmasında önemli rol oynamaktadır.

Şehir: Karaman
Baskın ekonomik faaliyet türü: Tarım ve hayvancılık
Etkileri: Tahıl tarımı, tahıl ticareti ve tahıllara dayalı sanayi faaliyetleri ile büyüyerek bir şehir haline gelmiştir.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 40)
COĞRAFYA 12 SAYFA 40 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

SORU-1-Sanayileşme hareketleri ülkemizde ne gibi değişikliklere neden olmuştur?

Ülkemizde sanayileşme faaliyetleri ile birlikte bölgeler arası farklılıklar ortaya çıkmaya başlamış bu farklılık bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ortaya çıkarmıştır.Bunun la beraber nüfusun belirli merkezlerde toplanması yine yatırımların ve gelişmişliğin sanayileşmiş bölgelere kaymasına sebeb olmuştur.Beraberinde olumlu etkilerin yanında çevre kirliliği yoğun göç,gecekondulaşma gibi olumsuz etkiler doğurmuştur.
SORU-2-Kentleşme ve kentlileşme kavramlarından ne anlıyorsunuz.

Kentleşme :Bir bölgenin kendi içindeki kazanımlarından dolayı diğer bölgelere oranla tercih edilmesi ve bunun o bölgede meydana getirdiği gelişmişlik hizmetleri olarak yorumlanabilir.

Kentlileşme:Kentleşen bölgede yaşayan insanların sosyal ve ekonomik yaşantılarında meydana gelen değişimlerdir.Giyim tarzından yaşam koşullarına kadar ,eğitim sağlık,sosyal anlamda gelişmişliğe ayak uydurmasıdır.

SORU-3-Yoğun göç hareketlerinin nedenleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Geçmişten günümüze göçün sebepleri bir bölgede uygun yaşam koşullarının bulunması,iş imkanları,sanayileşme,ulaşım olanakları,tarım,su kaynakları ,yer altı zenginliklerinin fazla olması,turizm gibi sebeblere dayandırılabilir.

Şehirleşme tarihsel gelişim açısından çağlara göre değişik özelliler sergilemiştir.Ön bilgilerinizden yararlanarak tablodaki boşlukları doldurunuz.

DÖNEM
Şehirleşmenin gelişimi
Şehirleşmede etkili olan faktörler
Orta Çağ
Orta çağda özellikle dini yönden şehirleşme ön plan çıkıyor.Yine bu dönemde verimli tarım arazileri üzerinde yer alan ve ulaşım bakımından elverişli alanlarda şehirleşme ön plan çıkıyor.Liman özelliği gösteren ticaretin geliştiği merkezler,Siyasi ve askeri merkezler ve dini mabetlerin bulunduğu alanlar gelişme göstermiştir.
Ticaret,ulaşım,dini merkezler,Liman özelliği,Verimli araziler
Günümüz
Günümüz şehirlerinde sanayi faaliyetleri,ulaşımın elverişli olduğu alanlar,Pazar özelliği gösteren nüfusun kalabalık olduğu bölgeler,turizm,eğitim ve kültürel özellikleri olan merkezler de kurulmuştur.
Sanayi,ticaret,ulaşım,turizm,eğitim ve kültürel faaliyetlerin gelişmiş olması

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 41) COĞRAFYA 12 SAYFA 41 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

Çeşitli ülkeler ait nüfus ve kentleşme oranlarının gösterildiği tablodan ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız…

ÜLKELER

Toplam Nüfus (Milyon)
Yıllık Nüfus Artış Hızı(%)
Tahmini Artış Oranı (%)
1980
1998
2006
2015 Tahmini
1980-1998
1998-2006
2015

İtalya

56,4
57,6
58,1
0,1
-0,3


ABD

227,2
270,3
298,4
1,0
0,7


Portekiz

9,8
10,0
10,6
0,1
-0,1


Arjantin

28,1
36,1
39,9
1,4
1,0


Meksika

67,6
95,8
107,4
1,9
1,4


Türkiye

44,5
63,5
70,4
2,0
1,2


Dünya

4.430,2
5.896,6
6.525,5
1,6
1,1

SORU-1-Ülkelerin nüfus artış oranlarını karşılaştırınız.

Genel olarak tabloda baktığımız ülkelerde nüfus artış oranları azalmaktadır.Ancak nüfus artışı devam etmektedir.Nüfus yine artmış ancak artış oranında azalmalar olmuştur.İtalya ABD ve Portekiz gelişmiş ülke özelliği gösterdiği için bu ülkelerdeki artış oranı daha düşüktür.Çünkü bu ülkeler gelişmiş ülke özelliği gösterdiğinden doğum oranları iyice azalmıştır.Yine bu ülkelerde eğitim seviyesinin yüksek olması kadının iş hayatındaki rolünün fazla olması doğum oranlarını etkilemiş ve azaltmıştır.Gelişmekte olan ülkeler Meksika,Türkiye ve Arjantin’de ise artış oranı biraz daha yüksektir.Bu ülkeler gelişmişlik yapılarını tam olarak oturtamadığı için eğitim seviyesi ve kadının iş hayatındaki yeri istenilen düzeyde olmadığı için doğum oranları daha yüksektir buda artış hızını tetikler.

Artış hızının azalması çalışan üreten nüfusun azalmasına ,nüfusun yaşlanmasına ve ilerde iş gücü açığına yol açacak iş gücü değerli hale gelecek bu ülkeler dışardan göç alacak.Artış hızının fazla olduğu ülkeler ise nüfus olarak daha dinamik bir yapı kazanacak gelişmeye biraz daha müsayit bir yapı kazanacaktır.Bu gelişmişlikle bu ülkeler gelişmiş ülke özelliği kazanmaya yönelik değişimler gösterecektir.

SORU-2-1980-1998 yılları arasında nüfus artış hızının en fazla ve en az olduğu ülkeler hangileridir .Nedenlerini söyleyiniz.

En fazla olduğu ülkeler için Türkiye ve Meksika sebebi doğum oranlarının yüksek olması sağlık hizmetlerinin gelişmesine yönelik çocuk ölümlerinin azalması,yaşam süresinin uzaması gösterilebilir.

En az olduğu ülkeler için Portekiz ve İtalya nedeni mevcut yaşam standartlarından dolayı eğitim oranının yüksek olması doğum oranlarının az olması gösterilebilir.

SORU-3-Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı azalmaya devam edecek hatta nüfus azalacak nüfus dinamik özelliğini yavaş yavaş kaybedecek ileride ciddi iş gücü problemleri ortaya çıkacak.
Gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı devam edecek ancak artış hızı eskisi kadar yüksek olmayacak gelişme seviyesi yakalandıkça gelişmiş ülke yapısı kazanacak.

Genel olarak dünya nüfusu için üreten nüfusun azalmasına nüfusun yaşlanmasına sebeb olacaktır.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 42-43-44) COĞRAFYA 12 SAYFA 42-43-44ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

SORU-1- Gebze’nin yoğun göç almasına neden olan unsurlar nelerdir açıklayınız.

Gebze nüfusun büyük kısmı daha çok kırsal alanda yaşamakta idi .Gebze’de özellikle otoyol yapımından sonra bu yol çevresinde kurulan sanayi tesisleri ve sanayi bölgeleri kurulmuş mevcut kırsal kesimdeki işsizlik ,tarımda makineleşme gibi sorunlarda tetikleyerek bölgeye yoğun bir göç dalgasına sebeb olmuştur.
SORU-2-Gebze deki hızlı kentleşmenin neden olduğu sosyoekonomik sorunlar nelerdir.

Bölgedeki hızlı nüfus artışı sanayileşmenin önüne geçmesiyle birlikte bölgede işsizlik problemi artmış beraberindeki nüfus fazlalığı asayiş,eğitim,sağlık, alt yapı sorunlarını tetiklemiş,ev ihtiyacının artması ve sanayileşme verimli toprakların ve orman arazilerinin yerleşime açılmasına sebeb olmuş alt yapısı olmayan gecekondu yerleşmesini arttırmıştır.

SORU-3-Gebze’nin coğrafi konumu sanayinin gelişmesini nasıl etkilemiştir.

Kara deniz ve demir yollarının kesiştiği önemli bir noktada olması ,otoyol geçmesi ,İstanbul’a yakın olması bölge sanayisinin gelişmesinde en önemli etkenlerdir.

LİSE 4 SINIF SAYFA 43 ETKİNLİK ÇALIŞMASI 

  Yukarıda Duba ‘inin 1991 ve 2006 yıllarına ait fotoğrafları yer almaktadır.

SORU-1-Fotoğraflar arasında ne gibi farklılıklar görülmektedir?

Dubai’nin tamamen çehresi değişmiş hızlı bir kentleşme modern bir görüntü ortaya çıkmıştır.Şehirleşme tüm modern yüzünün bizlere göstermektedir.

SORU-2-Kentleşmenin bu kadar hızlı olmasında hangi faktörler etkili olmuştur.?

Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikten biri olan Dubai, petrol gelirleriyle başlattığı ticari hamleyi her alanda cazibe merkezi olarak tamamladı.

Şeyhi El Maktum’un çılgın projeleriyle Dubai yeryüzündeki cennet olarak adlandırılmaya başlandı. Dubai tüm dünyanın dikkatini görkemli turizm yatırımlarıyla çekti. Bunu vergisiz ticaret uygulamasıyla dünyanın önde gelen firmalarının yatırımları izledi.
Milyonlarca turistle birlikte bunların ihtiyaç duyacağı her türlü mal ve hizmet dev alışveriş merkezleri ile Dubai’ye akın etti. Sonuçta burası hem turizmin hem de alışveriş merkezlerinin gözde buluşma noktası oldu. Dünyanın hemen her markasının birkaç mağazasının bulunduğu, yüzölçümleri binlerce metrekareyi bulan dev alışveriş merkezleri Dubai’ye daha çok turistin gelmesini sağlayarak ülkeyi rakip tanımayan bir cazibe merkezi yaptı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin gözbebeği Dubai, zenginlik fışkıran görkemiyle tüm dünyayı büyülüyor. Bir zamanlar sadece 7 yıldızlı yelken oteli Burj El Arab ile tanınan Dubai, sayısı giderek artan birbirinden çılgın projelerle de tanınır oldu. Özellikle üst gelir grubuna yönelik bir turizm cenneti olan Dubai, yatırımcılara sunduğu vergisiz ticaret imkanı ile de dünyanın en büyük firmalarının gözdesi oldu.

LİSE 4 SAYFA 44 ETKİNLİK ÇALIŞMASI


Kitabınızdaki metni okuyarak aşağıdaki soruları cevaplayınız?
 
SORU-1-Bombay’ın dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olmasında hangi faktörler etkilidir.

Ülkenin diğer kentlerine oranla yaşam standartlarının yüksek olması ,ülkenin en önemli ticaret,finans kültür ve eğlence merkezi olması etkili olmuştur.

SORU-2-Bombay’ın ülke ekonomisine etkisini açıklayınız.

Kitabınızda Bombay ile ilgili yazının son paragrafında bu sorunun cevabı mevcut…

SORU-3-Dünyada Bombay’a benzer özellikler gösteren şehirlere örnek veriniz.

(Mexico city) Meksika ,Delhi(Hindistan) Gelişmekte olan ülkelerin milyonluk şehirleri örnek verilebilir

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 49) COĞRAFYA 12 SAYFA 49 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Aşağıdaki tabloda dünya nüfusunun yıllara kıtalara göre dağılımı verilmiştir.Aşağıdaki soruları tabloya ve ön bilgilerinize göre yorumlayınız…

Kıtalar
Yıllar
Afrika
Asya
Avrupa
G.Amerika
K.Amerika
Dünya
Nüfus (Milyon)
1950
218
1340
572
164
16
2510
1990
639
3203
790
446
277
5280
2015
1256
4481
812
639
320
7560
2050
2197
5887
894
820
330
10129
SORU-1-1950-1990 yılları arasında hangi kıtalarda nüfus daha fazladır.

Asya ve Avrupa kıtalarında fazladır…

SORU-2-2015-2050 yılları arasında en fazla nüfus artışı hangi kıtalarda olacaktır.Nedenlerini söyleyiniz.

Asya ve Afrika kıtalarında olacaktır.Bu kıtalarda önlenemez bir doğum artışı söz konusudur.Sağlık hizmetlerinin iyileşmesi de bebek ölümlerini azaltacak insan ömrünü uzatacaktır.

SORU-3-Tabloda 1950-2050 yılları arasında nüfus artış hızının azaldığı kıtalar hangisidir.Nedenlerini tartışınız.

Avrupa ve Kuzey Amerika kıtalarında azalma görülecektir.Bu ülkeler gelişmişlikle bağlantılı olarak doğum oranları düşüktür.Nüfusuna dinamizm kazandıramamıştır.Yaşam standartlarının yüksek olması eğitim seviyesinin iyi olması kadının iş hayatında rolünün fazla olması doğum oranlarını azaltıcı rol oynar…

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 50) COĞRAFYA 12 SAYFA 50 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Aşağıdaki tabloda bazı şehirlerin 1975-2000 yılları nüfusları ile 2015 yılındaki tahmini nüfus miktarları verilmiştir. Bu tabloyu inceleyerek

SORU-1-Tablodaki şehirlerin gelecekteki tahmini nüfus miktarlarını, artış oranlarını da dikkate alarak yazınız.

Nüfus miktarı(milyon)
Artış oranları(%)
Gerçekleşen
Tahmini
Gerçekleşen
Tahmini
1975
2000
2015
1975-2000
2000-2007
2015-2030
Nüfus Miktarı
Artış oranı

Tokyo

19.8
26.4
27.2
1.16
0.19
27,37
%0,1

Mexsiko City

10.7
18.1
20.4
2.10
0.82
21,3
%0,8

New York

15.9
16.7
17.9
0.21
0.47
20
%0,5

Kalküta

7.9
13.1
16.7
2.02
1.66
19,4
%1,5

Karaşi

4.0
10.0
16.2
3.69
3.19
21
%3

Şanghay

11.4
12.9
13.6
0.48
0.36
14
%0,3

Buones Aires

9.11
12.0
13.2
1.10
0.61
13,7
%0,5


Artış oranları ve nüfus bilgileri tahmini olarak verilmiştir.Verilen bilgiler matematik öğretmeni arkadaş tarafından hesaplanmıştır.Rakamlarda çeşitli farklılıklar çıkabilir.
SORU-2-Tabloda nüfusları artan, azalan ve değişmeyen şehirleri söyleyiniz.
Tablodaki ülkelerin nüfusları artmaya devam ediyor ancak artış oranlarında azalma vardır.Bu azalma Tokyo ve New York fazla en az değişen Şangay artış en fazla Karaşi olarak belirtilebilir…

SORU-3-
Tabloda nüfusu en fazla ve en az artan ülkeleri belirleyerek bunun nedenlerini tartışınız.

Alt taraftaki pano değerlendirildiğinde çünkü ülke olarak sorulmuş Norveç ve Çin nüfusu en az artan ülkelerdir. Norveç’in gelişmiş ve sanayileşmiş bir ülke olmasıeğitim seviyesinin yüksek olması yaşam tarzı ve bu nedenle doğum oranlarının az olması; Çin’de uygulanan
katı nüfus politikaları ve Çin’de ki hızlı sanayileşme ve kentleşme süreci bu durumun
nedenidir. Brezilya ve Moğolistan nüfusu en fazla artan ülkelerdir. Bu ülkelerin
gelişmemiş ülkeler olması nedeniyle doğum oranlarının yüksek olması ve bu
ülkelerde ortalama yaşam süresinin giderek uzamasıdır.

ÜLKELER

Nüfus miktarı (1000)
2000
2005
2010
2015
2020
2025
2030
Çin
1.262.646
1.307.812
1.348.853
1.389.528
1.430.000
1.480.000
1.520.000
Moğalistan
2398
2554
2726
2911
3100
3270
3440
Brezilya
177.101
186.141
190.988
210.256
225.256
240.256
250.256
Norveç
4491
4603


12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 53) COĞRAFYA 12 SAYFA 53 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Aşağıdaki tabloları inceleyerek ve ön bilgilerinizden yararlanarak sorulan 
cevaplayınız.

Afrika
Asya
Avrupa
G.Amerika
K.Amerika
Dünya
Yıllık Toplam Milli Gelir(Dolar)
1950
102
468
1719
184
1722
4195
1990
412
4571
8143
1145
6031
20964
2015
1009
12562
15063
2431
13075
45140
2050
4300
37658
27274
6905
21625
95954

Afrika
Asya
Avrupa
G.Amerika
K.Amerika
Dünya
Yıllık Toplam Milli Gelir(Dolar)
1950
468
1358
3004
1124
10376
1671
1990
646
3416
10309
2569
21809
3971
2015
803
6767
17465
3804
40830
5971
2050
1954
15456
30518
8425
65530
9473

SORU-1-Verilen yıllar aralığında millî gelirin en fazla ve en az arttığı kıtayı
tespit ederek nedenlerini sınıfta tartışınız.

Artış oranlarına bakıldığı zaman yıllık toplam milli gelir Asya Kıtasında en fazla artış göstermiştir.Özellikle Ortadoğu ve Güney Doğu Asya bu artış oranında ön planda rol oynar.Asya kıtasındaki sanayi ve teknolojik tesislerin getirileri, tarım, ticaret
ve diğer sektörlerdeki kazançlarını arttırması yine enerji kaynakları olarak önemli bir petrol bölgesine sahip olması bu gelişimde etkilidir.

En az arttığı kıta Afrika kıtasıdır.Bu Afrika kıtasındaki ülkelerin gelişmişlikten ziyade hala iç karışıklıklarla uğraşması yeterli yatırımları yapamamaları öz kaynaklarına sahip çıkamamaları ile bağlantılıdır.
Bu durumun nedeni Afrika kıtasındaki ülkelerin bilimsel ve teknolojik

SORU-2-Verilen yıllar aralığında kişi başına düşen yıllık gelirin en fazla ve en az
arttığı kıtayı tespit ederek nedenlerini sınıfta tartışınız.

Kişi başına düşen milli gelir artışı incelendiğinde fazla artış Kuzey Amerikakıtasındadır. Bu durumun nedeni Kuzey Amerika kıtasındaki ülkelerin bilim ve teknolojide ileri gitmesi,Küresel piyasada daha çok para eden sektörlerin bu bölgelerde ağırlık kazanması kazançlarının büyük kısmını teknolojik ürünlerden sağlaması etkili olmuştur.Nüfus miktarı bakımından avantajlı özellikleri vardır.

Yine rakamlar en az artış için bizi Afrika kıtasına götürür.Nüfus miktarı kişi başına düşen milli geliri etkiler Afrika yeteri kadar ekonomik faaliyetleri olmamakla beraber nüfus artış hızı fazla olan bir kıtadır bu iki etken birleşmesi kişi başına düşen milli geliri bu kıtada en alt seviyelere çeker.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 54-55 ÖLÇME-DEĞERLENDİRME) COĞRAFYA 12 SAYFA 54-55ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI

Aşağıdaki soruları cevaplayınız?
SORU-1-1950 den sonra dünya nüfusunun hızla artmasının sebebleri nelerdir.
1945 2. dünya savaşından sonra ülkelerin nüfus artırıcı politika uygulamaları bu yıllardan sonra tıp sağlık alanındaki gelişmelerin çocuk ölüm oranlarını düşürmesi,mevcut teknolojik gelişmelerin sağlamış olduğu yaşam standartlarının yükselmesi,ulaşımda meydana gelen gelişmeler,insanların daha az yıpranmasına sebeb olarak yaşam sürelerinin uzamasına sebeb olmuştur.
SORU-2-2015 yılından sonra nüfus artış hızı aynı şekilde devam ederse ne gibi sorunlar yaşayabiliriz.

Dünya nüfus artışı bölgeler arası farklılıklar göstermektedir.Gelişen ülkelerin bulunduğu alanlarda bu artış yavaşlayarak devam edecek ancak nüfus artış hızı çok düşük olacak.Bunun sonunda bu bölgelerde nüfus yaşlanacak ,bağımlı nüfus oranı üreten aktif nüfus ve devlet yatırımları için ciddi bir sorun oluşturacaktır.Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde artış oranının bu şekilde devam etmesi bu ülkeler için olumlu yönlerin yanında çeşitli olumsuzlara yol açacaktır.Doğal kaynak tüketimi artacak,mevcut dünya ile ilgili doğal alanların sınırlar daralacak,işsizlik ortaya çıkacak nüfusun çok olması sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirecektir.Olumlu olarak bu ülkeler de işgücü sıkıntısı olmayacak işci ücretleri düşecek devlet yatırımlarını destekleyecek atılımcı dinamik bir nüfusa sahip olacaktır.Bu ülkelerde yeni fikirler yeni iş kolları kurulacak rekabet artacaktır şeklinde yorumlayabiliriz.

SORU-3-1950-2000 yılları arasında şehirleşme sonucu ortaya çıkan sorunları önlemek için 2010 -2050 yılları arasında ne gibi önlemler alınabilr.?

Şehirleşme faaliyetleri daha planlı programlı gerçekleştirilmeli bu faaliyetler esnasında doğal alan ,su kaynakları,yeşil alanlar korunmalı sanayileşme için çevre kirliliğini önleyici daha katı yaptırımlar uygulanmalı.Eğitim hizmetleri ön plana çıkmalı sosyal yapı içerisinde köy ve şehir kültürüne geçiş konularında halkı eğitici projeler uygulanmalı,Köy ve kır hayatı desteklenmeli köyden kente göçün önüne geçilmeli,küresel ısınmaya yönelik daha ciddi tedbirler alınmalı,ortaya çıkacak enerji ihtiyacı için yenilenebilir doğa dostu enerji kaynaklarının kullanımına önem verilmelidir.

SORU-4-1950 ‘li yıllarda başlayarak günümüze kadar devam eden göç olgusu nun yarattığı sorunları olumlu hale getirmek için ne gibi önlemler alınmalıdır.?

Yoğun nüfus artışından kaynaklı sorunlar için köy hayatı desteklenmeli köyden kente göçü engelleyici projeler geliştirilmeli.Şehirdeki eğitim sağlık hizmetleri kadar olmasa da tatmin edici derecede sağlık altyapı hizmetleri kırsal kesimlere de götürülmeli.Eğitimin önemi tekrar gözden geçirilerek arttırılmalı,şehir yerleşmelerinde daha yaptırımcı gecekondulaşmayı engelleyici tedbirler alınmalı.Şehir kullanım alanları daha planlı ve programlı kullanılmalı,yeşil alanların korunmasında daha fazla önem verilmeli sanayi tesisleri belirli bölgelere aktarılmalı şehir dışlarına taşınmalı ve atıkları için ciddi önlemler alınmalı şeklinde belirtilebilir bu projeler arttırılabilir.

SORU-5-Ruhr Bölgesi’nin Almanya’nın en önemli madencilik ve sanayi bölgesi olmasının başlıca nedenleri nelerdir.

Bölgede zengin taşkömürü yataklarının bulunması ve sanayi devrimi ile birlikte demir çelik üretiminde maden kömürünün kullanılması bu yönde sanayi tesisleri ve sanayi bölgeleri oluşması beraberindeki göç hareketleri sonucundaki şehirleşme faaliyetleri bölgeyi günümüzdeki konumuna getirmiştir.
Aşağıdaki çoktan seçme soruları cevaplayınız.
1-Cevap A şıkkı Madenciliğin gelişmesi
2-Cevap D şıkkı İklim Şartları
3-Cevap A şıkkı Sanayi
4-Cevap C şıkkı Ruhr Havzası
5-Cevap A şıkkı Şangay
6-Cevap D şıkkı Türkiye
7-Cevap D şıkkı Teknoloji
8-Cevap A şıkkı Batı Avrupa
9-Cevap B şıkkı Madencilik
10-Cevap A şıkkı

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle tamamlayınız.
1-Ruhr
2-18. yüzyılda İngiltere’de başlamıştır.19.yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür.
3-Uluslar arası ticaret

Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına D yanlış olanların başına Y harfini yazınız.

1- Y
2- D
3- Y

10 SORU İLE İLGİLİ DÜZELTME İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.Bölge ciddi taşkömürü yataklarından oluşur demir cevheri çevre bölgelerden getirilir demir çıkartılan ana noktalar fransa isveç ukrayna,ural dağları dolaylarıdır.Yani bölgede metalürji gelişmesi bu bölgedeki taşkömürü yataklarından kaynaklıdır.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 62-63) COĞRAFYA 12 SAYFA 62-63ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12. SINIFLAR SAYFA 62 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Aşağıdaki haritada coğrafi bölge ve bölümlerimiz gösterilerek bazı bölge sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler verilmiştir.

SORU-1-Ön bilgilerinizden faydalanarak diğer bölgelerin ayırımında hangi özelliklerin etkili olduğunu uygun kutucuklara yazınız…
Marmara Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vOrtalama yükseltisinin az olması
vOva ve platoların geniş yer kaplaması,
vİklim çeşitliliğinin görülmesi
vSanayi, ticaret ve ulaşımın çok gelişmiş olması,
vNüfusun ve nüfus yoğunluğunu fazla olması
vGeçiş bölgesi olması

Ege Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vDağların kıyıya dik olarak uzanması ve aralarında çöküntü ovalarının yer alması
vDeniz etkisinin iç kesimlere doğru sokulabilmesi
vKıyıların çok girintili çıkıntılı olması
vNüfusun kıyı kesiminde yoğunlaşması
vHorst ve graben sisteminin yaygın olması
vKıyıda Akdeniz iklimi, iç kesimlerde karasal iklimin görülmesi
vEge ovalarının verimli olması nedeniyle bu ovalarda tarım ürünü çeşitliliğinin fazla olması

İç Anadolu Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vEtrafının yüksek dağlarla çevrili olması
vYıllık yağış miktarının düşük olması
vOva ve platoların geniş yer kaplaması
vKarasal iklimin etkili olması
vBozkır bitki örtüsünün hâkim olması
vBuğday, arpa ve şekerpancarı tarımının ön planda olması
vKüçükbaş hayvancılığın yaygın olması

Akdeniz Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vDağların kıyıya paralel uzanması
vDağların kıyıya çok yakın bir yerden başladığı için kıyı ovalarının dar olması,
vAkdeniz ikliminin ve maki bitki örtüsünün hâkim olması,
vÖzellikle deniz turizm faaliyetlerinin çok gelişmesi
vNüfusun, özellikle tarım, sanayi ve ticaretin geliştiği yörelerde toplanması,
vKışların ılık geçmesi

Karadeniz Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vKuzey Anadolu Dağlarının kıyıya paralel uzanması
vDağların genel olarak kıyının hemen gerisinden yükselmesinden dolayı kıyı ovalarının dar olması
vGür ormanların bulunması
vKıyı şeridinde nüfusun yoğun olması ve kırsal alanda dağınık yerleşmenin görülmesi
vKıyı kesimlerinde nemli, bol yağışlı ılıman iklimin hâkim olması

Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vGüneydoğu Torosların güneyinde, ova ve platoların geniş yer kaplaması
vOrta kesiminde Karacadağ volkanik dağının; doğu kesiminde ise Mardin Eşiği’nin yer alması
vKarasal iklim özelliklerinin hâkim olması
vYaz mevsiminin çok sıcak ve kurak geçmesi
vBatı kesiminde Akdeniz ikliminin etkili olması
vTürkiye’nin petrol üretim bölgesi olması

Doğu Anadolu Bölgesi sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan kriterler:
vTürkiye’nin ortalama yükseltisi en fazla olan bölgesi olması
vUlaşım özelliklerinin yer şekillerinden ve iklimden çok etkilenmesi
vYerleşmelerin dağlar arasında kalan ova ve platolarda olması
vYükseklik ve denizden uzaklığa bağlı olarak karasal iklimin etkili olması,
vNüfusun az ve yerleşmenin seyrek olması,
vHayvancılığın en önemli ekonomik faaliyet olması,

SORU -2-Bölge içinde hangi farklılıklara bağlı olarak bölümlerin oluşturulduğunu söyleyiniz.

Bölge içinde konum, yeryüzü şekilleri, iklim, bitki örtüsü), nüfus, yerleşme) ve tarım ve hayvancılık, sanayi ve madencilik, ticaret, turizm bakımından çevresinden ayrılan ve kendi içinde benzerlik gösteren bölgeden daha küçük alanların olması etkili olmuştur.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 94) COĞRAFYA 12 SAYFA 94 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

2.SINIF SAYFA 90 ve 92 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI
SORU-1-Günlük hayatımızda başka ülkelere ait ürünler varmı…
Günlük hayatımızda evlerimizde kullandığımız ev eşyalarının bir kısmı yurt dışından ithal edilir özellikle elektronik eşyalar plazma tv,saat,çeşitli makineler ,bilgisayar örnek verilebilir.
  
SORU-2-Bundan ‘’25-30 yıl öncesine kadar yağışın bol olduğu yıllarda ihracatımız artıyor yağışın az olduğu yıllarda ihracatımız azalıyordu’’ diyen bir kişinin sözleri o dönemlerde Türkiye’nin ihraç ettiği ürünler hakkında nasıl bir fikir vermektedir.
Yağış ifadesi tarımsal üretimle ilgili bir ifadedir,mevcut yağış şartları elverişli olduğu dönemlerde tarımsal üretimi olumlu etkiler tarımsal üretimin artması ihracatımızı arttırır.Tersi durumda tarımsal üretim azalır buda ihracatımızı azaltır.
Türkiye ihracatının tarımsal ürünlere dayandığı fikrini bizlere verir.
SAYFA 92 ETKİNLİK ÇALIŞMASI
Kitabınızdaki tablo ve grafikler incelendiğinde ortaya çıkan sonuçlar…
SORU-1-Yıllara göre ihracatta sektörel bazda nasıl bir değişim yaşanmıştır.Budeğişim ülkemizin gelişmişliği hakkında nasıl bir fikir verir.
1963 yılında ağırlıklı olarak tarımsal ürünler ön plana çıkarken Türkiye tarım toplumu özelliği göstermektedir.Bu yıllardan itibaren ülkemizde başlayan sanayileşme hareketleri sonucunda tarımsal ürünlerdeki ihracat oranımız düşmüş sanayi ürünleri ihracatımızda artışlar gözlenmektedir.Bu bilgiler ülkemizin geri kalmış ülke özelliğinden yavaş yavaş gelişmekte olan ülke konumuna geçtiğinin bir göstergesidir.
SORU-2-Ülkemizin ihracat gelirlerinin sektörlere dağılışı göz önüne alınırsa 2010 yılı için ne gibi değişimler olur.
Çizimimizde mevcut değişim değerlerine bakıldığında sanayi ürünleri ihracatımızdan elde ettiğimiz gelir payı yine önde olacak maden ihracatı ülkemizdeki gelişime bağlı olarak biraz daha azalacak ancak işlenmiş maden ürünleri satacağımız için elde ettiğimiz gelir miktarında artma görülecektir.2007 şekline yakın bir şekil çizebilirsiniz…

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 94) COĞRAFYA 12 SAYFA 94 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12.SINIFLAR SAYFA 94 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Kitabınızda verilen ithalat ihracatın ülkelere göre dağılım tablosundan faydalanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız…
SORU-1-Ülkemiz ticaretinde hangi ülkeler ön plana çıkmaktadır.Bu duruma etki eden faktörler nelerdir.

Almanya,Rusya Federasyonu,çin ön plandadır.

Bu ilişkilerde ön plana çıkan etkenlerin başında Almanya’nın gelmesinde bu ülkeye 1960-1970 li yıllarda göndermiş olduğumuz Türk işçileri bunların sağlamış olduğu istihdam sahaları etkilerini Türkiye ile ticarette göstermektedir.Almanya2da çok sayıda Türk işçisi ve iş adamı bulunmaktadır.Bunların bağlantıları Türkiye ile Almanya arasında ticari faaliyetlerin gelişmesinde temel etkendir.

Rusya ise Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında ön plana çıkan en önemli ülke konumundadır.Dikkat ederseniz sattıklarımız az ancak aldıklarımız ithalatımız çok fazladır burada temel etken Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu ülkeden sağlaması gelmektedir.

Çin ise dünya ekonomisinde büyüyen bir dev dir.Ucuz iş gücü ve sonrasında ucuz üretim hemen hemen her sektöre el atması Çin mallarının ülkemizde talep görmesine sebep olmaktadır.Bu etken ticari bağlantılarımızı geliştirmektedir.

SORU-2-Türkiye’nin komşu ülkelerle ticaret ilişkilerinin zayıf olmasının da temel etken nedir.

Temel etkenlerin başında komşularımız ile tarihi sorunlarımızın devam etmesi halledilemeyen tarihsel hesaplaşma günümüzde ticari faaliyetlerimizi kısıtlamaktadır.Örnek Yunanistan ile adalar ve Kıbrıs meselesi ,Ermenistan ile ermeni sorunu Suriye ile su problemi gibi konular verilebilir.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 95) COĞRAFYA 12 SAYFA 95 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12.SINIF SAYFA 95 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI

SORU-1-Ulaşım ağlarının ortaya çıkmasında hangi faktörler etkili olmuştur.
Dünyada hızlı gelişim ,ekonomik faaliyetlerdeki çeşitlilik,teknolojik gelişmeler sonrası seri üretim,dünya üzerindeki ticari kültürel ekonomik ilişkileri hızlandırmış bu ilişkilerin aktif hala gelmesindeki en önemli rolü de ulaşım ağları oluşturmuştur.Mesafelerin gelişen teknolojik araçlar sayesinde kısalması insanların ürettiklerini başka bölgelere aktarmalarına imkan tanımış pazar payı büyümüş üretilen ürünlerin başka bölgelere aktarma düşüncesi beraberinde ulaşım ağlarının gelişmesini sağlamıştır.Ekonomik sebepler dışında kültürel sebepler de insanların bir yerden bir yere seyahat etme düşüncesi ,teknolojik araçlar ulaşım ağlarının gelişmesinde etkili olmuştur.
SORU-2-Türkiye’nin ulaşım ağı içerisindeki yeri ve önemini söyleyiniz.
Eski dünya karaları arasında doğal köprü özelliğine sahip olması ülkemizden tarih boyunca önemli yolların geçmesinde etkili olmuştur.Konum özelliklerinden dolayı Türkiye geçmişten günümüze kadar Avrupa ,Kafkasya,Orta Asya,Kuzey Afrika ve Orta Doğu’yu birleştiren kara ,demir,deniz ve hava yolu taşımacılığı ile enerji taşımacılığında Türkiye’yi son derece önemli bir noktaya yerleştirmiştir.Bu avantajlı konum Türkiye Ekonomik faaliyetlerine ciddi avantajlar sağlamakta ülke gelişimine ön ayak olmaktadır.

SORU-3-Ekonomik etkinliklerin gelişmesinde ulaşımın rolü nedir.
Ekonomik faaliyetler üretim dağıtım tüketim üçgeni içerisinde gerçekleşir.Bu üçgen içerisinde kenarlardan birinde meydana gelecek aksama tüm ekonomik faaliyetleri olumsuz etkiler gelişmesini engeller.Üretilen malların gerek iç pazar gerekse başka pazarlara dağıtılmasında en önemli etken iyi bir ulaşım ağıdır.Ulaşım ağı gelişen noktalar ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı ve beraberinde gelişme gösteren merkezler olmuştur.Ulaşım faaliyetleri bakımından kavşak noktasında olan ve çeşitlilik gösteren merkezler ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü önemli merkezler durumuna gelir bu özellik de o merkezin gelişmesinde en temel özelliklerden birini oluşturur.
SORU-4-Yerleşmelerin konumu ile ulaşım sistemleri arasında nasıl bir ilişki vardır.
Yerleşme yerleri uygun coğrafi koşullar dışında önemli ulaşım ağı noktalarının kavşak merkezlerine kurulur yada yerleşilen bölgeyi mevcut ekonomik faaliyetler ve ticaret yollarının bu noktadan geçmesi önemli bir merkez haline getirir.Yerleşme yeri olarak önemli kavşak bölgeler yada ticaret yolu üzerindeki güzergahlar yerleşme yeri olarak rantı yüksek bölgelerdir.Geçmişten günümüze önem taşıyan ticaret güzergahlarının çevre bölgeleri yerleşme yeri olarak tercih edilen noktalar olmuştur.

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.
1-C Türkiye 2 de demir yolu ile her noktaya ulaşamamak karayolu gelişiminde önemli bir etkendir.
2-C Antalya Türkiye için önemli bir turizm limanıdır.
3-C Yapım giderleri
4-E Trabzon’un iç kesimler ile bağlantısını sağlayan zigana geçidi önemli bir avantajtır.
5-B İzmir limanı Türkiye’nin İstanbul’dan sonraki en önemli limanlarından biridir.
6-E Türkiye’nin arazi yapısı demir yollarının gelişiminde engelleyici bir rol oynamaktadır bu etken kara yolunun gelişimini etkiler.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 99) COĞRAFYA 12 SAYFA 99 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

Kitabınızdaki haritada ülkemizi sembolize eden eserler gösterilmiştir.Her bölgeye ait tanıtıcı bir eseri tanıtınız.


Haritanın büyük hali için TIKLAYINIZ…

Karadeniz Bölgesi için Safranbolu Evleri uygun bir eser olabilir.


 

İç Anadolu Bölgesi için Nasrettin Hoca örnek verilebilir.

  

Akdeniz Bölgesi için Aspendos Tiyatrosu örnek verilebilir.

 

Doğu Anadolu Bölgesi için İshakpaşa Sarayı örnek verilebilir.

 

Güney Doğu Anadolu Bölgesi için Urfa Balıklı Göl örnek verilebilir.

 

Marmara Bölgesi için Ayasofya Müzesi örnek verilebilir.

  

Ege Bölgesi için Denizli Pamukkale örnek verilebilir.

   

Mevcut resimlere tıklayarakta konu ile ilgili sizleri bilgilendiren sitelere ulaşabilir sitemizdeki yerlerin dışındada kendiniz araştırma yapabilirsiniz.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 61 ) Haritaları inceleyerek ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

SORU-1-Ülkemizin coğrafi bölgelere ayrılmasında ve bölge sınırlarının belirlenmesinde nelere dikkat edilmiştir?

Ülkemiz bölgelere ayrılmasında ve sınırlarının belirlenmesinde Doğal ,beşeri,ekonomik özelliklerine bakılmıştır.

Konum, Yeryüzü şekilleri, İklim, Bitki örtüsü, Nüfus, Yerleşme ve Tarım ve hayvancılık, Sanayi ve madencilik, Ticaret, Turizm etkili olmuştur.
SORU-2-Bölgelere isim verilirken bölgelerin hangi özellikleri dikkate alınmıştır?


Bölgelerin coğrafi konum özellikleri etkili olmuştur.

SORU-3-Aşağıda verilen Türkiye Fiziki Haritası ile Coğrafi Bölgeler Haritası’nı karşılaştırdığınızda hangi özellikler dikkatinizi çekmektedir?

Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinin oluşturulmasında kıyıya paralel uzanan dağ sıraları ön plana çıkar.

Marmara bölgesinde ise yükselti özelliklerine bakılırsa yeşil renk ile son derece sade yükseltisi az bir bölge olarak karşımıza çıkar.

Ege bölgesinde ise kıyıya dik uzanan dağlar ve bu dağların arasında çöküntü ovaları grabenler yer almaktadır.Kıyı özellikleri doğal liman ve koy körfezlerin fazlalığı…

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ova ve platolar geniş yer kaplamakta ve bu bölgelerimiz harita da sarı renk ile ayırt edilebilmektedir.İç Anadolu bölgesinin dağlar arasında kalan bir çanak özelliği göstermesi.

Doğu Anadolu bölgesinde yükselti fazla hakim renk kahverengi olarak haritada seçilir bir özellik taşır.

Fiziki haritalardaki yer şekilleri ve renklendirme özellikleri ile bölgeler haritasındaki bölünmeler arasında benzerlikler bulunmaktadır.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 103) COĞRAFYA 12 SAYFA 103 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12.SINIF SAYFA 103 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

YILLAR
TOPLAM TURİST SAYISI
TURİZM GELİRİ(Milyon &)

1997
9.738.000
8.800
1999
7.487.385
5.203
2000
10.428.153
7.636
2001
11.619.909
10.067
2003
13.956.405
13.203
2005
21.124.886
18.153
2007
23.312.657
18.153
SORU-1-Yıllara göre Türkiye’nin turizm gelirlerinde nasıl bir değişme olmuştur.

Tablo incelendiğinde genel hatları ile 1997 yılına oranla 1999 ve 2000 li yıllarda azalma görülmekle beraber sonraki dönemlerde turizm gelirlerinde gelen turist sayısı doğrultusunda ve ülkemizdeki mevcut turizm yatırımları sonucunda artışlar gözlenmektedir.

SORU-2-1999 yılında,önceki yıllara oranla gelirin azalmasının nedenleri neler olabilir.

1999 yılında düşüşün temel sebebi ülkemizde meydana gelen Marmara depremidir.Yaşanmış olan bu doğal afet ülkemiz turizm potansiyelini de olumsuz etkilemekte ve gelirler düşmektedir.Aynı etki depremin 2003 yılında tekrarlamasıyla tekrar etkisini gösterir.

SORU-3-Son yıllarda turizmde meydana gelen gelir artışının nedenleri neler olabilir.

Ülkemizde son yıllarda yapılan yatırımlar bu yatırımların kalite olarak dünya standartlarını aratmaması,1980 li yıllardan sonra yabancı sermaye girişine sağlanan kolaylık,ülkemizin daha iyi tanıtılması, mevcut turizm faaliyetlerine oranla daha fazla gelir getiren turizm kollarına yönelik yatırımlar(yat turizmi,Golf Turizmi gibi)gelirlerin artmasında etkili olmuştur.

SORU-4-Tablodan yola çıkarak ,turizm gelirlerinde ve turist sayısında gelecek yıllarda nasıl bir değişme beklenmektedir.

Tabloda genel olarak ülkemiz ciddi bir doğal afet ve savaş durumu olmadıkça turist sayısı ve turizmden elde ettiği gelir artış gösterecek niteliktedir.Yapılan olumlu teşvikler,tesislerde dünya standartlarının yakalanışı,kapasitelerinin arttırılması, faaliyetlerdeki çeşitlilik,ülkemizin sahip olduğu doğal güzellikler ülkemizi önemli bir turizm cenneti yapmaktadır.

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 106-107) COĞRAFYA 12 SAYFA 106-107ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12.SINIF SAYFA 106-107 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI

Aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

   SORU-1-Kitabınızdaki fotoğraftaki evler nerde yaygın olarak görülmektedir?

ŞANLI URFA Harran evlerinin tuğla kubbe ile örtülmesinin iki sebebi vardır. Biri, bölgenin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışıdır. Diğeri ise, Harran’da bol miktarda bulunan tuğla malzemedir. Evlerin yüksekliği içerden en çok 5 metreye varan kubbeler, 30–40 tuğla dizisi ile örülmüştür. Örgüleri düzensiz bir şekilde balçık sıva ile bağlanan kubbe ve duvarlar, içerden ve dışardan yine bu harçla sıvanmıştır
Harran evleri bölge iklimine uyumlu olarak yazı n serin kışın sıcaktır.

SORU-2-Türkiye’nin dünyaca ünlü ilgi çeken doğal güzellikleri nelerdir?

 

Pamukkale Travertenleri, Kapadokya (Peri bacaları) bölgesi,Ege ve Akdeniz kıyı kuşağındaki önemli plajları doğal zenginliklere örnek verilebilir.

SORU-3-Türkiye’nin dünyada tanıtımını arttırmak için neler yapılmalıdır?

Mevcut tarihi ve kültürel zenginliklerimize gereken önem verilmeli ,bu alanlar koruma altına alınmalı,dünya çapında ülkemizi tanıtıcı karnaval,reklam ,fuar,tanırım reklam filmleri çekilmeli bu konuda dünya medyasında ön plana çıkılmalı dünya turizm acenteleri ile iyi ilişkiler kurulmalı.

SORU-4-İstanbul’un Türkiye’nin en tanınmış ili olmasında hangi özellikler etkili olmuştur?

İstanbul’un tarihsel özellikleri geçmişten günümüze kadar bir çok medeniyetin bu bölgeye hakim olmaya çalışması buraya yerleşmeleri eserler bırakmaları bölgeyi tam bir kültür başkenti haline getirmiş bir çok toplumdan izlerin bulunduğu eserlerin bulunduğu bir yer haline getirmiştir.Birde bölge konum özelliklerinin beraberinde getirdiği avantajlar ekonomik ve ticari faaliyetleri yoğunlaştırmış dış ülkelerle bağlantıyı arttırmıştır.İstanbul Türkiye’nin mevcut özellikleri ile dış dünyada kimlik kartı konumundadır.

SORU-5-Tarihi yapıların ülkemizin her bölgesinde bulunmasını nasıl açıklayabilirsiniz.

Geçmişten günümüze Anadolu’nun yerleşmeye uygun bir yer olmasından dolayı çok fazla medeniyete merkezlik etmesine sebep olmuş burada medeniyet kuran topluluklar kendi kültürlerini yansıtan eserler bırakmıştır.Anadolu’nun her karış toprağı dönem dönem farklı kültürleri barındıran medeniyetlerin eserlerinin bulunduğu tam bir kültür yuvası haline gelmiştir.

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.

1. B Deniz turizmi
2. D Doğal güzelliklere sahip yerleri yerleşmeye açmak
3. C Yalova kış turizmi
4. A Sanayi
5. B Muğla
6. B Denizli –Pamukkale
7. B Erzurum
8. C Dış ticaret açığının artmasının
9. D Turizm Faaliyetlerinin Gelişmesine
10. A Mardin
11. E Mardin-Nemrut Heykelleri
12. E Deniz turizmi
13. C 1 ve 3

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle tamamlayınız.

1. Nevşehir
2. Nemrut Heykelleri
3. Efes,Foça,Bergama
4. Sümela Manastırı
5. Pamukkale Travertenleri
6. Karain,Damlataş,Dim mağaraları
7. Turizm Bakanlğı

Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına D yanlış olanların başına Y yazınız.

1. D
2. D
3. D
4. Y
5. D
6. D

Sevgili gençler bu etkinlikler yoğun üniversite temposunda sizlerin zaman kayıplarınızı azaltarak bir nebze faydamız olması açısından hazırlanmaktadır.Sizlerde gereken bilinci göstererek bu etkinliklerden faydalanmanız noktasında kopyala yapıştırmadan ziyade cevapları anlamaya çalışarak faydalanmanız temennimizdir.Aksi takdirde yapmış olduğumuz çalışma amacına ulaşmaz ve sizlerde sadece günü kurtarmış olursunuz.Kafanıza yatmayan cevaplara müdahale etmeniz gerekirse yorum bölümlerinden tartışmaya açmanız önerilmektedir.Aksi takdirde buradaki günü kurtarma talebiniz ileriki hayatınızda geleceğinizi kaybetmeye yönelik sizleri ciddi bir hataya sürükler…

12.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ (SAYFA 118-119) COĞRAFYA 12 SAYFA 118-119ETKİNLİK ÇALIŞMASI

12.SINIFLAR SAYFA 118-119 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI

SORU-1-Türkiye’nin nüfus özelliklerinin bilinmesi neden önemlidir?
Ülkelerin gelecekleri ile planlama yapmaları noktasında en önemli etkenlerden biri nüfus özelliklerinin bilinmesidir.Türkiye gelecek dönemler ile ilgili güçlü bir devlet olmak için, mevcut varlığını ekonomik olarak devam ettirebilmesi için geleceğe yönelik yatırımlara ve planlamalara ihtiyaç duyar bu hesaplamaların amacına ulaşması başarılı sonuçlar vermesi mevcut nüfus özelliklerinin bilinmesiyle ve ona göre planlamalar yapılmasıyla mümkündür.
SORU-2-Türkiye’de uygulanan nüfus politikalarında zaman içerisinde neden değişikliğe gidilmiştir.
Ülkeler zaman içerisinde ekonomik ,sosyal,demografik olarak değişiklikler gösterebilir.Türkiye’de tarihsel serüveni içerisinde gelişmişlik seviyesinde, ekonomik ve sosyal yapısında hızlı bir gelişme sürecine girmiştir.Gelecek ile ilgili planlamalarında stratejileri ,elindeki kaynakları,ekonomik yapısındaki sektörlerin ağırlık dereceleri değişme gösterebilir.Bu etkileşim mevcut nüfus politikalarında değişiklik yapmasına sebep olmuştur.Bir dönem gelişmeye yönelik yatırımlar ve iş gücüne ihtiyaç artışı desteklerken günümüzdeki mevcut genç nüfus potansiyeli ve ülke şartları nüfusu kontrol altında tutmayı gerektirmektedir.

SORU-3-Türkiye’de nüfus artış hızının arttırılması için ne gibi uygulamalar yapılmıştır.
Sayfa 112 de nüfusu arttırmaya yönelik uygulamalar belirtilmiştir.
SORU-4-Türkiye’nin kalkınması için nüfus miktarı ve yapısı arasında nasıl bir ilişki vardır.
Aşırı nüfus ülke kaynaklarının önüne geçiyor mevcut ekonomik faaliyetlerden sanayileşmeden daha hızlı ilerliyor ise bir noktadan sonra artık o ülke için taşınması zor bir yük olarak karşısına çıkar.Bu noktada mevcut nüfusun miktarı ülkenin gelişmişlik seviyesine ,öz kaynaklarına ,sanayileşme hızının kaldırabileceği bir oranda olmalıdır.Aksi takdirde ülke aşırı işsizlik ve ekonomik sorunlar ve nüfusa yapılan yoğun harcamalarla güç kaybına uğrar.Nüfus yapısı olarak Türkiye’nin genç nüfus potansiyeli kalkınmaya yönelik bir avantajdır.Genç nüfus üretici,rekabeti seven değişik fikirler üretebilen ülkeyi gerektiği gibi değerlendirildiğinde iyi eğitildiğinde istihdam alanları sağlandığında
SORU-5-Nüfus artış hızını arttırmak için uygulanan politikaların dayanak noktaları nelerdir.
Nüfus artışının arttırmaya yönelik çalışmaların özünde ülke nüfusunun yaş ortalamasının artması yani nüfusun yaşlanmasıdır.Nüfusun yaşlanması bir süre sonra ülkede işgücü açığına yol açar.Yatırımları yeteri kadar destekleyecek genç nüfus oranı azalır.Ülke nüfusunun dinamizmini kaybetmesi nüfusun azalma yönünde eğilim göstermesi söylenebilir.
SORU-6-Nüfus planlamasının Türkiye için önemini belirtiniz.
Türkiye mevcut nüfus yapısı ile genç nüfus potansiyeli yüksek bir ülkedir.Eğer ki mevcut nüfus yapısı iyi bir şekilde değerlendirilmediği taktirde ülkemiz için ciddi bir yük oluşturur.Ülke koşulları düşünüldüğünde ülkemizin öz kaynakları ve ekonomik gücü doğrultusunda nüfus yapımıza yön vermemiz gerekmektedir.Nüfusun kontrol altına alınması ve mevcut nüfusa nitelik kazandırılması ülkemizin ön plana çıkarttığı nüfus politikasıdır.Ülkemizin şu anki ekonomik refahı ve bundan sonraki devamlılığı için nüfusu sürekli dinamik kılacak bir nüfus planlaması uygulanmalıdır.Aksi taktirde ya çok gençleşir ki bu durumda ülke kaynakları bu genç nüfusu karşılayamaz yada çok yaşlanır bu durumda gelecek için olumsuz veriler doğurur.Bu durumları yaşamamak için ülkemiz için nüfus planlaması çok önemlidir.
SORU-7-Nüfus politikaları uygulanırken nelere dikkat edilmelidir.
Ülkeler nüfusu politikası uygulaması yaparken mevcut ekonomik durumlarını,öz kaynaklarını,nüfusun yaş yapısını yani demografik ve ekonomik özelliklerini çok iyi analiz etmelidirler.Elde edilen tespitler doğrultusunda planlama çalışmalarına yön verilmelidir.
SORU-8-Nüfusun şehirlerde toplanmasının ve kadınların iş hayatına girmesinin nüfusun yapısı üzerinde nasıl bir etkisi olmuştur.
Nüfusun şehirlerde toplanması insanların kırsal kesimdeki yaşantısından farklı düşüncelere sahip olması noktasında insanları yönlendirir.Kırsal kesimin değişmez kriterleri şehirsel yaşamda yavaş yavaş etkisini kaybeder.Aile bağları ve aileye bakış açısı değişir.Daha bireysel bir yaşam ön plana çıkar .Ekonomik sıkıntılar daha bir ön plandadır.Yada insanlar kendilerini yetiştirmiş daha iyi bir eğitime sahip olmuştur.Bütün bunları birleştirirsek nüfus yapısında bir yaşlanma doğumların azalmasını gözlemleyebiliriz.
Kadınların iş hayatına girmesi beraberinde sorumluluklarını ve hayata katılış etkisini de etkiler. Aile içerisinde söz sahibi olur kendi bağımsızlığı ön plana çıkabilir.Kırsal kesimden gelen ataerkil yaklaşımlara karşı karşı koyma direnci ortaya çıkar.Çocuk yapmak istemeyebilir yada erteleyebilir yada sayı bakımından az çocuk yapar.Kariyer kadın için ön plana çıkabilir.Bu özellikleri birleştirirsek sonuç olarak nüfus yapısında doğumların azalmasına nüfusun yaşlanmasına etkide bulunur.
SORU-9-Türkiye’nin ekonomik sosyal ve kültürel alanlarda yatırımlar yapmasında nüfusun hangi özellikleri ne gibi önem taşır.
Türkiye nüfusunun genç yapıda olması çok önemlidir.Çünkü yapılacak bu yatırımları destekleyecek işgücüne ihtiyaç vardır.Nüfus yapısı yaşlı olması özellikle gelişmiş ülkelerde ciddi işgücü sıkıntıları oluşturur.Ülkemiz nüfus yapısı bu tür yatırımları fazlasıyla kaldırabilecek bir yapıdadır.Yine bu yatırımların desteklenmesinde nitelikli nüfus yapısı çok önemlidir.Genç nüfusu üretkendir yaratıcıdır mücadeleyi sever kolay pes etmez yeni yatırımlara karşı cesaretlidir.
SORU-10-Türkiye’nin demografik yapısı ile kalkınma planlarının hazırlanmasında nasıl bir ilişki vardır.
Türkiye’nin nüfus yapısı kalkınma planların hazırlanmasında belirleyici bir etkendir.Ülkemiz nüfus özelliklerine göre kalkınmaya yönelik projeler belirlenir.Mevcut nüfus yapımızın ihtiyaçlarını giderici sosyal ekonomik politikalar uygulanır.
AŞAĞIDAKİ ÇOKTAN SEÇMELİ SORULARI CEVAPLANDIRINIZ.
1-C Şehirlere göçün teşviki
2-D Aile planlamaları
3-E Ülkemizde 2. dünya savaşına girmemesine rağmen erkek nüfusun silah altına alınması
4-D Çalışabilir nüfus oranının azalması demek aktif nüfus oranının (Piramitin orta kesiminin) azalması demektir bu durumda tabanın genişlemesi yani genç nüfusun artması demektir.
5-D Kadınların çalışan nüfus içindeki payını ve köyden kente göç oranını tespit edemeyiz.
6-B Yalnız II
7-C Nüfus artış hızının ekonomik kalkınmayı olumsuz yönde etkilemesini önlemek
8-E Ekonomik ,sosyal ve kültürel yatırımların nasıl olacağını tespit etmek.da olumlu bir özellik değildir.(Okul, Hastane gibi)
9-C Demografik yatırımların artması devletin nüfus için yoğun yatırımlar yapması çok
da avantajlı bir durum değildir.

12.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları 2013-2012

Burada 12.sınıf Dil ve Anlatım kitabının bütün cevapları bulunmaktadıır.

Cevapları işaretlerken konuyu öğrenmenizi tavsiye ederiz.Ayrıca aradığınız soruların cevaplarını kolaylıkla bulabilmek için CTRL+F Kullanabilirsiniz.

12.sınıf dil anlatım sayfa 3 4 5 6 7 9 10 11

sayfa 3 hazırlık çalışmaları
1)Toplumdaki olayların etkisiyle sanatıçının iç dünyasını yansıtma isteği
2)Yazarlar yaşadıkları dönemden etkilenirler.
3)Sanat eselerinin ilerlemede ne kadar önemli olduğunu söylüyor.

Sayfa 8
1)Kişi,yer,zaman,olay
2)Cumhuriyet dönemi yıllarında yazılmıştır.(2. Dünya Savaşı olabili.)Gerçekçiliği yansıtıyor.
3)Kişi kendisini olayın içinde hisseder ama tiyatroda farklı hem görsel hem de işitsel.
4)Dil ötesi işlevinde.Çünlü bu bir sanat metnidir.

3. etkinlik
1)1. metin savaş sonrası halkın çektiği yoklugu anltmıştır.2.metinde zamanın içinde akıp gittiğini,3. metinde realizm hakkın da bilgi vermiştir.
2)Realizm metninde ileti dogrudan verilmiştir.
3)İletisi dogrudan olan metinler sanatsal değillerdir.iletsi dolaylı yoldan olan metinler ise sanatsal metinlerdir.

4. etkinlik
-Kaymaklı tavuk göğsü:dil ötesi(sanatsal)
Realizm:Göndergesel

-Yazılış amaçları farklı olduğundan işlevleri farklıdr.

sayfa 9 5. etkinliği
sıır 1926yılında yanı cumhurıyetın ılanından sonra yazılmıştır. cumhurıyet donemınde saırler anadoluya yonelıse geçiş yapmıslar ve anadoluya yonelerek halkın yasayıslarını dıle getırmıslerdır bu bakımdan saır bulundugu donemden etkılenmıs ve anadoluyu konu etmıstır her eser bulundugu donemın ızlerını tasır umarım ısıne yarar

SAYFA=10
DİLLE GERÇEKLEŞTİRİLEN SANA ETKİNLİKLERİ :
1)ANLATMAYA BAĞLI METİNLER=FABL,MASAL,HİKAYE,ROMAN
2)GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER=TİYARTOa)KOMEDİ,b)TRAJEDİ c)DRAM d)ORTA OYUNU,e)KÖY SEYİRLİK OYUNU.

KENDİNİ COSKUYLA İFADE ETMEYE BAĞLI TÜRLER=ŞİİR

Dille gerçeleştirilen sanat etkinlikleri
Anlatmaya bağlı edebi türler
-Hikaye
-Roman
-Destan
-Masal
-Fabl
Göstermeye bağlı edebi metinler
-Tiyatro
-Bale
-Sinema
Kendini coşkuyla ifade etmeyebağlı türler
-Şiir
-Müzik

12. Sınıf Dil ve Anlatım sayfa 12 13

SAYFA 12
SANATSAL(1.BOŞLUK)

ZİHNİYET(2.BOŞLUUK)
2.SORU=1.DOĞRU 2.YANLIS

3.SORU=C SIKKI

4.SORU=E SIKKI

5.SORU= C SIKKI

KONUNUN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN YORUM YAZINIZ

SAYFA 13
GÖNDERGESEL(1.BOŞLUK)

2.SORU DOĞRU

3.SORU=B SIKKI

4.SORU=A

5.SORU=D

6.SORUU=B SIKKI

7.SORU=HATALI OLABİLİR AMA D SIKKIDA OLABİLİR

8.SORU=C SIKKI

9.SORU=C SIKKI

10.SORU=A SIKKI

Dil Anlatım 12. sınıf “MASAL” konusu Sayfa 25 29 30 31 32 33 34 35 36 CEVAPLAR

1.Bu kelime ve kelime gurupları olağan üstü varlıkla efsanevi bir dağı çağrışmaktadır.
2.İçinde olağan üstü olaylar ve varlıklar bulunan bir eser,hayal gücümüze de hitap ettiğinden bizi heyecanlandırır.

Hiçler Şehri’nde bir kız vardı. Bir gün eli yaralandı. Yarası iyileşmeye başladıktan birkaç gün sonra, merhem ve ilaç alıp yarasına sürmek için halasına gitti. Halası, “Bende merhem yok” dedi. Onun yerine iki yumurta verdi kıza.

– Bu yumurtaları pazara götürüp sat ve parasıyla attardan merhem al, dedi.

Şimdi dinleyin bakın, kızacağız başından geçenleri nasıl anlatıyor: Pazara giderken yolda yumurtalarımı kaybettim. Çok üzüldüm. Elimi keseye soktum. Kesenin dibinde bir kuruş buldum. Sonra yumurtaları bulmak için o bir kuruşu bir adama verdim.
Adam bana iğneden bir minare yaptı. Minareye çıktım. Şehrin dört bir yanına baktım. Yumurtalardan birinin tavuk olup bir ihtiyarın elinde dolaştığını gördüm.

İkinci yumurta horoz olmuş, bir köyde harman biçmekle meşguldü. Önce “Gidip horozu alayım”, dedim. Minareden aşağıya indim. Köye gittim. Oraya varınca horozumun kendisi için çalıştığı çiftçiye:
– Horozumu ver. Ayrıca sana çalıştığı kadarının ücretini de ver dedim.
Uzun tartışmalardan sonra çeltik ekili tarlanın ürününden bana bir öküz dengi hak vermesinde anlaştık. Harman kaldırıldıktan sonra yirmi beş batman pirinç benim payıma düştü.
Pirinçleri götürmek istedim. Çuvalım yoktu. Bir pire öldürdüm. Derisinden çuval yaptım. Pirinçleri içine doldurup horozun sırtına yükledim. Yürümeye başladım.
Çok pirincim olduğu için pirinç ticareti yapmaya karar verdim. Şehirden çıktım. İki konaklık yol gittim.Bir de baktım, horozun sırtı pirinç yükünden yara bere olmuş. Orada bulunanlara:
– Bu yaranın ilacı nedir? diye sordum.
– Ceviz içini kavurup horozun sırtına sürersen yarası iyileşir, dediler.
Bir ceviz içini kavurdum. Yarası iyileşsin diye sırtına koydum ve yattım. Sabah uyandığımda bir de ne göreyim, horozun sırtında kocaman bir ceviz ağacı bitmiş! Çocuklar ağacın etrafına toplanmışlar, ceviz düşürüp yemek için ağaca taş ve kesek atıyorlar! Ağacın dalına çıktım. Ağaçta yüz eşek yükü taş ve kesek toplandığını gördüm. Bir keser bulup yer dümdüz olana kadar kesekleri parçaladım. Burasının salatalık ve karpuz ekimi için uygun olduğunu gördüm.
Bir parça salatalık ve karpuz tohumu ektim. Ertesi sabah pek çok salatalık ve karpuz bitmişti. Bir karpuz koparıp kesmeye başladım. Karpuzu keserken çakım kayboluverdi.
Belime bir hamam peştamalı bağlayıp çakımı bulmak için karpuzun içine girdim. Çok büyük ve kalabalık bir şehir gördüm orda. O şehrin çarşısına gittim. Aşçı dükkanında bir dinar verdim, biraz çorba satın aldım ve içmeye başladım.
Çorba o kadar lezzetliydi ki kasesini bile yaladım. Kaseyi o kadar yaladım ki inceldi, inceldi neredeyse delinecekti. Bir de baktım ki kasenin dibinde bir kıl belirdi. Kılı alıp dışarı atmak isterken kılın ardından bir deve yuları çıktı. Yuları çektim. Arkasından yedi katar deve geldi. Develerin hepsi tam teçhizatlıydı.
Birbiri ardı sıra geldiler. Çakım da en arkadaki devenin kuyruğuna bağlanmıştı.
Masalımız burada bitti, ama serçecik daha evine gitmedi.

Sedef Bacı İNCELEME sorularının Cevapları –

1.Masallar olay örgüsü,kişiler,zaman ve mekan unsurlarından oluşturduğu bir yapıya sahiptir.masallardaki olaylar,kişiler ve mekanlar olağanüstü niteliklere sahiptir ve çoğu zaman hayali bir özellik göstermektedir.zaman ise belirsiz bir dilimdir.masallarda iyi-kötü,haklı-haksız gibi zıtların birlikteliği ve çatışması söz konusudur.halk masalları anonim bir özellik gösterir ve kuşaktan kuşağa sözlü gelenekle aktarılır.

2: olay örgüsü

-padişahın karısının ölmesi

-padişahın kara vezirin kızıyla evlnmesi
-kara vezirin kızının padişahın kızına kara sürmesi
-kara vezirin kızının üç şehzadeyi kuşa çevirmesi
-padişaahın kızının ,kardeşlerini bulmaya gitmesi ve onlarla buluşup dağların ötesinde bir yere uçması
-padişahın kızının iyileşmesi ve rüya görmesi
-bir padişah oğlunun sedef kızı görüp saraya götürmesi
-sedef kızın öldürülmek istenmesi
-üç şehzadenn insana dönüşmesi
-sedef kızın padişahın oğluyla evlenmesi
masaldaki bu olay örgüsü,masalın yapısını oluşturan temel unsurdur.

5. Etkinlik – fikirle.com

Sedef Bacıda Bulunan özellikler Sırasıyla:

– Sedef Kız ve üç kardeşinin Saraydan gitmesi

– ……………………………..

– ……………………………..

– Kara Vezirin kızının sedef ve kardeşlerini dinlemesi

– ……………………………..

– ……………………………..

– ……………………………..

– Sedef Kız ve üç kardeşinin zarar görmesi

– Sedef Kız’ın kardeşlerini aramaya gitmesi.

– ……………………………..

– Sedef Kız’ın kardeşlerini aramaya gitmesi

– ……………………………..

– ……………………………..

– ……………………………..

– ……………………………..

– ……………………………..

– Sedef Kız’ın Rüyası

– Sedef Kız’ın ve üç kardeşinin büyüsünün bozulması.

– Sedef Kız ve üç kardeşinin eski hallerine dönmesi.

– ……………………………..

– ……………………………..

– Sedef Kız’ın idamını önlemek için kardeşlerinin gelmesi

– ……………………………..

– ……………………………..

– Sedef Kız’a konuşmadan ayrık otuyla elbise ördürülmesi.

– Sedef Kız’ın örgüyü tamamlaması.

– Sedef Kız’ın Padişaha herşeyi anlatması

– ……………………………..

– ……………………………..

– ……………………………..

– Sedef Kız’ın evlenmesi.

Sedef bacı adlı masalın birinci paragrafı serim,diğer parağraflar düğüm,son üç parağraf ise çözüm bölümüdür.
Bu bölümler tema etrafında olay örgüsünün akışıyla birleşmektedir.

7.ETKİNLİK
“Sedef Bacı” masalındaki karşılaşmalar
-sedef bacının karaa vezirin kızıyla karşılaşması
-sedef bacının padişahın oğluylaa karşılaşması

Masallardaki karşılaşma ve çatışmalar,masalların vermek istedikleri iletiyi okuyucu veya dinleyiciye ulaştıran,onun ilgisini ve dikkatlerini ayakta tutan ve masalın yapı unsurlarının birleşmesine yardımcı olan en önemli unsurdur.

8.ETKİNLİK
masaldaki kahramanlar

iyi-kötü

haklı-haksız
güzel-çirkin
yardımcı-saldırgan
korkak-cesur
dürüst-hilekar
cimri-yardım sever
bahtlı-bahtsız
şeklinde sınıflandırılır.bu ifadeler insana özgü durumları ifade etmektedir.

SORU 3: masaldaki mekanlararay,dağ,diğer saray,has bahçe.Bu mekanlar masalda olayın geçtiği yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

10.ETKİNLİK
Sedef bacı masalında bir varmış bir yokmuş ,altı ayla bir göz,şafak sökerken,sabah sabah,akşam üstü,bir gün,gün akşam olmadan,o akşam,kırkgün kırk gece, gibi belirsiz zaman ifadeleri vardır.bu ifadeler saat ve takvimle ölçülebilen zamandan farklı olarak masalın olağan üstü durumuna katkıda bulunmaktadır.
SAYFA 32.
SORU4: Sedef bacı masalında herşeyi bilen vee herşeye hakim olan ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı bulunmaktadır

11.ETKİNLİK
Masalı istediğimiz bir yaşam biçimi ve insan ilişkisi üzerine kurduğumuzda olağan üstü unsurların kalkacağını unutmamalıyız.Bu sebeple masallar özgün halleriyle gerçeklik taşımazlar.

12.ETKİNLİK
sedef bacı masalı tekerlemeyle başlayıp yine tekerlemeyle bitmiştir.bu özellik masalların okuyucu ya da dinleyici karşısında dikkat çekmesini sağlar.

SORU5.
Sedef Bacı masalında öyküleyici beetimleyici ve olağaan üstü durumların nlatıldığı kısımlarda fantaastik yani düşsel anlatımdan yararlanılmıştır.

SORU 6:
Masalda göndergesel işlev hakimdir.

7:Masallar olağanüstü,kişiler,zaman,ve mekandan oluşan bir yapıya ve belirli bir temadan etrafında birleşen brimlere sahip olmaları dolayısıyla sanat metni özelliği gösterrler.

13.ETKİNLİK
-babasının bile gözünden düşüp ocak başına aattırmış onu.(nesne ekskliği)
-ya dağ dağ dolaaşır bulurum ya da araya araya yollarında ölürüm.(özne eksikliği)
cümlelerin düzeltilmiş halleri:
-bu iftira,babasının bile gözünden düşüp ocak baaşına attırmış onu.
-ya dağ dağ dolaşır bulurum onları yada araya araya yollarında ölürüm

14.ETKİNLİK
sedef bacı metnimiz akıcı-duru-açık ve yalındır

15.ETKİNLİK
İSİM-deve,pire,padişah,telek,çam,göl
SIFAT-on parmak,yağlı kaara,değme saray,üç kuş,bahtı kaara kız,üvey ana
ZAMİR-böyleeleri,onlar,sen,o,biz,bu
ZARF-araya araya,o gün,döne döne,ortalık kararınca,sütten ak,sudan pak

ANLAMA VE YORUMLAMA
1.masllar özellikle çocuk eğitiminde onlaara ahlaki değerleri kazandırmada kullanılabilecek önemli bir araçtır.
2.çocukların hayal dünyasının zenginli masallardaki olağaan üstü durumlaar ve kişilerin varlığı,onların masallara ilgi duymalaarına ve hayal dünyasında güzel bir yolculuk yaapmalarına sebep olduğu için tüm dünyadaki çocuklaar masalları sevmektedir

16.ETKİNLİK
FABL – MASAL

BENZERLİKLER FARKLILIKLAR

düşsel olaylar vardır————-olay————-olağan üstü olaylar vardır.
insan dışındaki varlıklardır——–kişi—————-olağan üstü kişilerdir.
belirsiz zaman vardır————-zaman———-belirsiz zaman vardır.
hayaali mekanlar vardır———mekan———-hayali,olağan üstü mekan.
hakim anlatıcı vardır————anlatıcı———-hakim anlatıcı vardır.

19.ETKİNLİK
(Masal)

Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren öykülerdir. Masal terimi öncelikle, Sindirella, Çizmeli Kedi gibi sözlü geleneğin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama sözlü gelenekle ilişkisi olmayan edebi yönü ağır basan bazı eserler de bu türün içinde yer alır. Halk masalları 4 temel grupta toplanır. Hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, güldürücü öyküler, zincirlemeli masallar.
Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. Lafontaine masalları bu türün en güzel örnekleridir. Şeyhi’nin Har-name adlı eseri de Divan edebiyatındaki hayvan masalları türüne görmek gösterilebilir.
Olağanüstü masallarda, olağan varlıkların yanı sıra cin, peri, dev, ejderha gibi olağanüstü varlıklara da yer verilir. Gerçekçi masalların başlıca kahramanları ise padişahlar, vezirler, prenses ve prensesler, zenginler, hırsızlar ya da haydutlar gibi gerçek hayattaki kişilerdir.
Güldürücü masallar okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır.

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1:…….iyi-kötü ve haklı-haksız
:…….tekerleme……..
:……belirsiz……..
2: D………..D………..D……….Y……..
3:A
4:E
5:E(ESTETİK- BASİT SÖZCÜK)
6:B

4. Etkinlik

Dil Anlatım 12. Sınıf Hikaye(Öykü) sayfa 37 41 42 47 … 63 Cevaplar

Dil Anlatım 12. Sınıf Hikaye(Öykü) sayfa 37 41 42 47 … 63 Cevaplar

1. “Herkesin bir hikayesi vardır” sözü, insanın başından geçen bir olayın, belirli bir zaman ve mekanda yaşandığını ifade etmektedir. Ki insanoğlu yaşamı boyunca hem yaşadıkları hem de yaşattıklarıyla yaşamın içinde var olur.
Halk hikayesi örneği: Kerem ile Aslı
Maupassant Tarzı Hikaye Örneği: Pembe İncili Kaftan
Çehov Tarzı Hikaye Örneği: Yoldan Geçen Öykü
Ben merkezli hikaye örneği: Sinağrit Baba
Hikaye Türünün Tarihsel Gelişimi
2. Etkinlik-
4. Etkinlik-
“Hikâye”,
Türk kültür tarihinde en azından bin yıllık geçmişe sahip köklü ve yaygın bir kelime. Asırlardan beri, giderek zenginleşen bir mânâ çemberi içinde, dilimizde hem kelime hem de kavram olarak kullanılmış ve kullanılmakta. Arap dilinin “hakave” kökünden türeyen kelimenin Türkçe’ye İslâmiyet sonrası dönemde girdiğini tahmin etmek zor değil. İtiraf edelim ki, onun koltuğuna oturtulmak istenen “öykü”nün, zihnimiz, dilimiz, kulağımız ve gönlümüzde aynı derinlik, zenginlik, berraklık ve sıcaklığa sahip olduğunu söylemek, iki yüzlülük olacak.
“Hikâye” kelimesinin mânâsı hakkında lügat sahipleri şu açıklamalarda bulunuyorlar:
“Bir söz ve haberi nakl ve rivayet eylemek, bir nesneye benzetmek, bir kimseyi fiilen yahut kavlen taklit eylemek, bir kimseden bir kelam nakleylemek, düğümü çözüp muhkem eylemek.” (Âsım, Kâmûs Tercümesi)

“Nakletme, bir vak’a ve sergüzeşti sırasıyla anlatma, rivayet; hakikî veya uydurma ve ekseriya hisse kapmağa mahsus sergüzeşt ve vukuât; kıssa, mesel, roman.” (Şemsettin Sami, Kâmûs-ı Türkî)

“Nakletme, anlatma; bazı vukuâtın heyet-i mecmuası; fıkra, roman.” (Muallim Nâci, Lügat-i Nâci)

“Bir hâdisenin sûret-i vukuunu etrafıyla anlatmak ve söylemek, nakl ve rivâyet etmek; bir hâdise hakkında söylenen sözler, nakl, rivayet; hakikî veya hayalî bir vak’aya dair söylenen gülünç veya şâyân-ı itibar sözler; kıssa, masal, roman.” (Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lügati)

“Nakl, beyân-ı rivayet. Sergüzeştîn-i hikâye. Hikâye-i macera. Hikâye-i hâl, masal. Roman ki sahih veya gayr-i sahih bir vak’ayı şâmil makale, kitap.” (Ebüzziya Tevfik, Lügat-i Ebüzziya)

“Anlatma, roman, masal, olmuş bir hâdise” (Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat)

“Az çok ayrıntıları verilerek anlatılan olay; baştan geçen bir olayı anlatma; belli bir zaman ve yerde az sayıda kişinin başından geçen, gerçeğe uygun birtakım olaylar anlatan ya da birkaç kişinin karakteri çizilen roman türünden kısa yapıt, öykü; aslı olmayan söz.” (TDK, Türkçe Sözlük)

“Olmuş veya olması mümkün olayları yazılı veya sözlü olarak anlatma; bu şekilde anlatılan olay, mesel, kıssa; anlatma, nakletme; olmuş veya olması mümkün olayların anlatılması esasına dayanan edebî tür; boş, gereksiz laf, uydurma.” (D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük)

Lügatlerdeki açıklamalara dikkat ettiğimizde, “hikâye”nin kelime anlamı kadar kavram anlamı üzerinde de durulduğu ve yer yer bir edebî tür çerçevesi içinde tarif edilmeye çalışıldığını görürüz. Ancak tarif edilmeye çalışılan türün, günümüz okuyucusunun zihnindeki hikâye ile örtüştüğünü söylemek zor. Zira kelime veya kavramın açıklaması/tarifinde birden çok edebî tür/formun ismi zikredilmekte ve bunlar onunla müteradif olarak görülmektedir. O zaman, hikâye üzerinde konuşulurken dikkatlerden uzak tutulmaması gereken önemli bir husus; kelimenin kültür tarihimizde; “tarih, destan, kıssa, masal, mesel, menkıbe, rivayet, lâtife, fıkra, hurafe, roman, öykü, anlatı, benzetme” mânâlarında da kullanılmış olmasıdır. Söz konusu kullanımlardan “destan”, “kıssa”, “masal”, “menkıbe”, “lâtife”, “fıkra”, “öykü” ve “roman”nın bugün ayrı birer tür; “tarih”in ise sosyal bilim dalı olarak kabul edildiği herkesin malumudur.

Sanırım bu durum, hikâye kavramının kapsam alanı hakkında bize önemli ip uçları verecektir. Bunların başında da, insanoğlunun “dil”i veya “söz”ü kullanım tarzlarının başında, “tahkiye” veya “tahkiyeli ifade”nin yer aldığı gerçeği gelir. Bizim için daha da önemli olan ip ucu ise, -kültürümüzdeki genel ve geniş mânâsıyla- hikâyenin, edebiyat sanatının iki ana “form”undan birisini karşılamış olmasıdır. Kavram, böyle bir değeri, hem sahip olduğu tarih hem de edebiyat sanatı içindeki yeri ve öneminden elde etmektedir. Zira hikâye, -adı farklı da olsa- gerek Türk edebiyatı, gerekse diğer milletlerin edebiyat tarihlerinde köklü bir geçmiş ve geniş bir alana sahiptir. Söz konusu tarih, “mit” veya “destan”lara kadar götürülebilecek[1]; kapsam alanı ise, bütün milletlerin edebiyatlarının en az yüzde ellisini teşkil edebilecektir. O zaman, insanın söz sanatlarını keşfetmesinden bugüne, duygu, düşünce, hayal, intiba ve yaşadıklarının estetik ifadesinde, büyük ölçüde hikâye formunu tercih ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabiî ki bu tercih, sanatkâr açısından olduğu kadar okuyucu/dinleyici açısından da geçerlidir. İnsanoğlu, tarihin her devrinde ve dünya coğrafyasının her meskûn mahallinde hikâye anlatmış, dinlemiş veya okumuştur. Kaynağı ilâhî olan kitaplarda bile, mesajın sık sık hikâye formuna yüklenilerek takdim edilmiş olduğunu hatırlatmaya bilmem lüzum var mı?

O zaman hikâye, bugün “öykü”de ifadesini bulan tek bir türün değil, “mit”ten “modern hikâye” veya “roman”a kadar uzanan türler manzumesinin “genel” adıdır. Bu itibarla o, âdeta yüzyıllardan beri edebiyat deryasını gür sularıyla besleyen ana ırmaklarından birisidir. Tabiî ki, bu ırmağın insanlık tarihiyle yaşıt sergüzeşti boyunca suyunun hızı, miktarı, akış tarzı, rengi, kokusu, tadı ve kendisine farklı mesafe ve miktarlarda katılan kolları değişmiştir. Daha da önemlisi, onu besleyen pek çok kol, aynı vadide kalmasına rağmen, zaman içinde kendi başlarına var olma serüveni yaşamıştır.

Böyle bir formu, böylesi geniş bir kapsam ve tarihi içinde kucaklamaya kalkışmanın pek kolay olmadığını, sanırım herkes kabul eder. O sebeptendir ki bu yazı, yazarının, hikâyenin kültür tarihimiz içinde kazandığı en genel ve geniş mânâsından “öykü”nün daracık mânâsı arasında yaşadığı serüven dünyasındaki zihnî gezintisini ihtiva eden bir “deneme”dir. Zira form üzerinde, bütünü kapsayıcı birtakım teorik açıklamalarda bulunabilmek veya ona ait kriterlerden söz edebilmek, onu tarihi ve bu tarih içinde söylenmiş/kaleme alınmış bütün örnekleriyle birlikte kucaklamayı zarurî kılar. Unutmamalıdır ki teori, çoğu zaman pratikten yola çıkılarak kurulur. Dolayısıyla edebiyat teorisyeni, edebiyat tarihi, edebiyat tenkidi, mukayeseli edebiyat ve -belki de en önemlisi- bizzat edebiyat eserine muhtaçtır.

Edebiyat “bilim”iyle uğraşanların öncelikle şu gerçeği bilmesinde büyük fayda var: Genel veya bugünkü dar anlamıyla hikâye, diğer bütün edebî form veya türlerde olduğu gibi, tarihi içinde, dinamik bir oluş veya oluşum süreci yaşamıştır. Bir başka ifadeyle o, değişerek gelişmiş veya gelişerek değişmiş; bu esnada da pek çok edebî türle iç içe olmuş ve birçok yeni türe “analık” etmiştir. Değişimin sürekliliği, “tek” ve “donmuş” bir hikâye formundan bahsetmeyi imkânsız kılmaktadır.

Aslında bu durum, bütün sanat dalları ve bunların alt formları için de geçerlidir. Zira sanatın en temel ilkesi, yaratıcılık’tır. Her bir yaratma da, kendisiyle başlayıp yine kendisiyle biten ayrı birer olgudur; tekrar edilemez. Sanatın diğer temel ilkeleri olan ferdîlik ve orijinallik de, büyük ölçüde yaratmanın söz konusu mahiyetinden kaynaklanır. Söz konusu yükümlülüklerin insanı olan sanatkâr, kalemi eline aldığında, “gelenek”in birtakım hazır kalıplarıyla karşı karşıya kalır. Bu noktada o, ne bütünüyle geleneğe esir, ne de ondan büsbütün âzâdedir. Sözün kısası; sanatı ve sanat formlarını kesin bir standardizasyona tâbî tutup dondurmak, mümkün olmadığı gibi, onun tabiatına da aykırıdır. Bize düşen, bahis konusu formun “edebî gelenek” içindeki iç ve dış yapısında yaşadığı değişim ve dönüşümleri ana çizgileriyle tasvir etmektir.

Kabul etmek gerekir ki hikâye, tarihinin her döneminde veya her toplumun edebiyatlarındaki örneklerinde, öncelikle anlatma fiili üzerine kurulmuş bir edebî formdur. “Anlatma”, “hikâye etme” veya “tahkiye”, onun en temel alâmet-i fârikasıdır. Nitekim lügatler, hemen hemen istinasız bir biçimde “nakl/nakletme, rivayet, anlatma, anlatı, tahkiye” vurgusunda bulunurlar. Kelimenin kavram olarak tarif denemelerinde de durum bundan pek farklı değildir.

Aslında edebiyatın kendi içindeki “form/tür”leri, çok büyük ölçüde dil malzemesinin, -sosyal, kültürel ihtiyaç ve kabuller istikâmetinde- farklı biçim veya tarzlarda kullanılması ve kurgulanmasından doğarlar. Bir başka ifadeyle türler, geleneğin sanatkâra sunduğu, okuyucunun da yakından âşina olduğu kurumlaşmış estetik vasıta ve değerler bütünüdür. Zira edebiyat, “dil”le yapılan bir güzel sanattır. Onu diğer güzel sanat dallarından ayıran en önemli özellik de, malzemesinin dil olmasıdır. “Edebî türler teorisi bir sıralama prensibidir. Bu teori edebiyatı ve edebiyat tarihini zaman, yer, dönem ve millî dil gibi unsurlara göre değil fakat özellikle edebî kuruluş veya yapı çeşitlerine göre sınıflandırılır.[2]

Bu gerçeği Türkiye’de ilk defa açıklıkla edebiyat bilimi ile uğraşan akademik çevrelerin gündemine getiren Prof. Dr. Şerif Aktaş, edebiyatın kendi iç tasnifinde veya form/türlerinin tespitinde dilin kullanma ve kurgulanma tarzlarının esas alınmasını teklif eder.[3] Çünkü edebî eserin konusundan veya yine onun tâlî birtakım şekil özelliklerinden yola çıkarak edebiyat form/türlerini izaha kalkışmak, edebiyat bilimcisini yarı yolda bırakacaktır.

Şerif Aktaş’ın yaklaşımına göre, “destan”, “kıssa”, “masal”, “menkıbe”, “halk hikâyesi”, “mesnevî”, “fıkra”, “öykü” ve “roman”, edebiyatın Anlatma Esasına Bağlı Eser/Türler grubunu teşkil ederler.[4] Söz konusu eser/türlerde dil, bir şeyleri anlatma, hikâye etme, nakletme istikâmetinde kullanılır. Dolayısıyla adı geçen eser/türleri, Gösterme Esasına Bağlı Eser/ Türler (tiyatro) ve Coşkulu Anlatım Tarzına Bağlı Eser/Türler’den (şiir, mensur şiir) ayıran en temel nitelik, dili kullanma ve kurgulama biçimi/tarzıdır.

Bu sebeple anlatma, ilk önce hikâyeyi, “tiyatro” formundan kesin olarak ayırır. Çünkü tiyatronun en belirgin ve vazgeçilemez niteliği, “gösterme/sahneleme” esası üzerine kurulmuş olmasıdır. Şahıs kadrosunun yaşadığı olaylar, sahnede bire bir gösterilir veya temsil edilir. Dolayısıyla tiyatro, hikâye gibi anlatmaz, gösterir, sahneler. Bununla birlikte hikâye de zaman zaman gösterme/sahnelemeden faydalanabilir. Özellikle konuşma/diyalog ve “modern hikâye”de gördüğümüz dramatizasyon, hikâyeyi belli ölçüde tiyatroya yaklaştırır. Ancak bir hayli sınırlı olan bu gösterme, hiçbir zaman tiyatro seviyesine ulaşamaz.

Kısacası; uzun tarihi içinde anlatma esasına bağlı bütün eser/türleri kucaklamış olan hikâye anlatır, nakleder ve tahkiyede bulunur. Onda dil, temelde anlatma, hikâye etme ve nakletme çerçevesinde kullanılıp kurgulanır. Her devir ve toplumun hikâyeciden beklediği; gösterme, yorumlama, açıklama, ispatlama, tasvir ve tahlil etmesi değil; anlatma ve hikâye etmesidir.

Bu noktada ikinci bir soru ile karşılaşırız; “Hikâye, ne veya neyi anlatır?” Kabul etmek gerekir ki, bütün güzel sanatların ve tabiî olarak edebiyatın hem kaynağı hem yaratıcısı hem konusu hem de hitap ettiği biricik odak merkezi “insan”dır. Edebiyatın bir alt birimi olan hikâyenin kaynağı ve konusu da, elbette ki insan olacaktır. İnsanın duyguları, düşünceleri, hayalleri, intibaları, yaşadıkları, içinde yaşadığı hayat (bu hayatın insanları ve olayları) ve buna duyduğu tepkiler. Bu noktada hikâye, -yukarıda vurgulanan anlatmayı esas alması dışında- gösterme ve coşkulu anlatım tarzına bağlı eser/türlerle müşterektir. Zira edebî eser/türler için bir konu sınırlaması getirilemez veya edebî olan-olmayan şeklinde bir konu tasnifi yapılamaz. Dolayısıyla insanı merkez alan veya onu şu veya bu şekilde ilgilendiren her konu, edebî eserin malzemesidir. Daha da önemlisi, sanat veya edebîlik, anlatılanda değil, anlatma/söyleme tarzında kaynağını bulur.

O zaman sorumuzu biraz daha açmak zorundayız. “Hikâye ne veya neyi, nasıl anlatır?” Bu soru bizi, bir taraftan türün dil ve üslûbuna götürürken; bir taraftan da iç yapısına ve iç yapısını teşkil eden temel yapı unsurlarına götürecektir.

Hikâye, olay/olaylar’ı anlatır. Bizim de içinde yaşadığımız dünyada yaşanmış, yaşanabilir veya bütünüyle hayal mahsulü olay/olaylar. Formun iskeletini, sanatkârın belli bir düzen içinde kurguladığı ve adına olay örgüsü veya vak’a zinciri dediğimiz, olay/olaylar teşkil eder. “Destan, masal, halk hikâyesi, hikâye ve romanda vak’a asıl unsurdur, diğerleri vak’anın etrafında birleşerek eseri vücuda getirirler. (…) Vak’ayı yok saydığımızda, bu vadiye giren edebî nevilere ait eserlerden bir yığın söz kalır.”[5]

İnsanoğlunun hikâyeye bu kadar ilgi duyması ve onu sevmesinin sebebini bu noktada çözümleyebiliriz. Temelde yatan faktör, “merak”tır. “Ne olmuş?, Nasıl olmuş, Neden olmuş?, Sonra ne olmuş?” sorularında barizleşen insanın merak duygusu, onu hikâyeye götürür. Merak duygusu, çoğu zaman onun “hoşça vakit geçirme” arzusuna hizmet etmiş ve etmektedir. “Tahkiyeli ifadede asıl mesele ilgi, merak ve tesir uyandırabilmektir. Bunların sağlanması için bir ana vak’a ve onun parçaları olan olaylar düzenlenir.”[6] Ancak söz konusu sorular ve sanatkârın bunlara verdiği cevaplar, alelâdelik veya basit bir merakın sâiki ve cevabı olmaktan kurtuldukça, ciddî mânâda “gerçek”in kapılarını aralamaya başlar. İnsanın bizzat kendisi ve kendisini kuşatan hayata dair gerçekler.

O zaman hikâye için, insanın merak duygusunun var ettiği ve sonu kimi zaman hoşça vakit geçirmeye, kimi zaman da mutlak gerçek’e çıkan sorular yumağına, olayların estetik kurgusu ve anlatımıyla cevap bulma/verme gayretinin ürünü olan edebî türdür, tarzında bir tarif getirebiliriz.

Eğer hikâyede olay örgüsünden bahsediliyorsa, elbette bunları yaşayan veya var eden insan veya insan hüviyetindeki varlıklara; yani şahıs kadrosuna ihtiyaç duyulacaktır. Zira olay/olayların kendiliğinden oluşmasını beklemek, fizik kanunlarına aykırıdır. Üstelik hikâyenin konusunun insan olduğu gerçeğini bir kere daha hatırlayalım. Unutmayalım ki, olay örgüsüne anlam ve değer kazandıran insandır. Bu sebeple hikâyede amaç olay örgüsü değil, insan ve onun meseleleridir.

Hikâye formunun vazgeçilemez unsurları durumundaki olay örgüsü ve şahıs kadrosu, -sadece isimden ibaret bile olsa- belli bir mekân ve zamana ihtiyaç duyacaktır. Olayların sahnesi durumundaki reel veya irrel bir mekân ve şahıs kadrosunun bahis konusu olayları içinde yaşadığı reel veya irrel bir zaman. Böylece hikâyenin iskeletini oluşturan temel unsurlar tamamlanmış olur; yani olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân ve zaman her tür hikâyenin iskeletini teşkil ederler. Bu noktada genel mânâdaki hikâyenin ilk tarifine ulaşmış oluruz. Hikâye; belli bir zaman ve mekân bağlamı içinde, belli bir şahıs kadrosunun yaşadığı olay/olayları anlatan tahkiyevî bir edebî formdur.

Söz konusu temel unsurlara ilave edilmesi gereken çok önemli bir başka unsur daha vardır ki o, anlatıcıdır. Formun üzerine oturtulduğu anlatma fiilini gerçekleştirecek olan anlatıcı. Sözlü dönem hikâyesinin anlatıcısı, etiyle kemiğiyle dinleyici karşısındaki insandır; fakat yazılı dönemin hikâyesinde, gerçek insan anlatıcının yerini itibârî anlatıcı almıştır. İtibârî anlatıcı, -biz kendisini görmesek de- kimi zaman itibârî dünyanın tanrısı yetkileriyle donatılmış olarak, kimi zaman da şahıs kadrosundan herhangi biri olarak okuyucu/dinleyici karşısına çıkar. Kendine has bakış açısı ve tercihleri çerçevesinde hikâyesini anlatır. Dolayısıyla anlatıcının olmadığı bir zeminde hikâyeden bahsedilemez.

Yukarıda belirtilen ve her nevi hikâyenin iskeletini teşkil eden unsurların (olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân bakış açısı ve anlatıcı) mahiyetleri, gerçekle olan ilişkileri, hacimleri, kurgulanış tarz ve esasları, türün tarihi boyunca kültür, medeniyet, sanat anlayışı ve sanatkârlara göre, farklılıklar arz etmiştir. Söz konusu farklılıklar, bir taraftan hikâyenin tarih içindeki değişik görünümlerini belirlerken, diğer taraftan da anlatma esasına bağlı eser/türlerin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Meselâ; “masal” veya “destan”ın anlattığı olayların gerçekliği ile “modern hikâye” ve “roman”ın anlattığı olayların gerçekliği arasında büyük fark vardır. Yine “masal” ve “modern hikâye” ile “destan” ve “romanın” olay örgülerinin hacimleri arasında çok açık orantısızlık söz konusudur. “Destan” ve “masal”ın anlatıcısı, içimizden birisi; “modern hikâye” ve “roman”ın anlatıcısı ise itibarî bir varlıktır.

Ancak ortak olan taraf, yazar veya toplum muhayyilesinin (anonim eserler) söz konusu unsurlarla giderek belirginleşen itibârî (fiktif) bir dünya kurmuş olmasıdır. Yani, içinde yaşadığımız dünyadan derlenen malzemenin, belli bir seçme, ayıklama ameliyesinden sonra, sanatkârın zihnindeki konuya uygun ve estetik bir biçimde yeniden kurgulanması. Dolayısıyla hikâye bize, her zaman itibârî bir dünya sunar. Bu dünyanın insanları, olayları, mekânları ve zamanı, içinde yaşadığımız dünyadakilere benzemekle birlikte gerçekte onlardan farklı ve başkadırlar. Hikâyeyi, “tarih”, “hatıra” “biyografi” ve “otobiyografi”den ayıran temel farklılık da buradadır. Ayrıca itibârîlik, bütün eserlerin edebîliği noktasında, olmazsa olmaz değerlerden birisidir. Sanatkârın başarısı, kendisinin veya başkalarının yaşadıklarını, bire bir taklit etmesinde değil, bunlardan hareketle zihnindeki konu/temaya uygun, son derece tutarlı ve estetik bir itibârî âlem yaratabilmesindedir.

Bu noktada hikâyenin, “şiir”den çok açık biçimde ayrıldığını söylememiz gerekir. Zira hikâyeci konu, tema ve mesajı, şairin yaptığı gibi doğrudan doğruya ve direkt olarak ortaya koyamaz. Konu, tema ve mesajını, yukarıda belirtilen temel unsurlara yüklemek mecburiyetindedir. Dolayısıyla hikâyedeki olaylar, şahıslar, mekânlar ve zaman, gerçekte sanatkârın zihnindeki konu, tema ve mesajın somutlaştırılmasında birer figür veya semboldür. Söz konusu durum, bütün anlatma esasına bağlı eser/türler gibi, hikâyenin de önemli ölçüde sembolik bir form olduğu gerçeğini hatırlatır. Ondaki sembolik yapı, “masal” ve “mesnevî”lerimizde kendini çok daha açık biçimde ifşa eder. Demek ki hikâyede konu, tema ve mesaj, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân ve zaman unsurlarının kurgulanmasından doğan itibârî dünyanın bütününe yüklenmiş veya bütün içinde gizlenmiştir. Yani direkt olarak değil, endirekt olarak okuyucunun zihni ve sezgisine bırakılmıştır. Hâlbuki şair, duygu, hayal, düşünce ve intibalarını doğrudan doğruya dile döker, açıklar, yorumlar, izah eder. (Burada söylemek istediğimiz; şiirin imajlarla yüklü fiktif dünyasından öte bir husustur.)

Ayrıca şiirde çok büyük ölçüde kendi ruh dünyasının üzerine kapanan sanatkâr, hikâyede dikkatini daha çok içinde yaşadığı hayat ve bu hayatın insanları üzerinde yoğunlaştırır. “Hikâyeciler, şairlerin aksine, kendi ‘ben’lerinden çok ‘başkaları’ndan bahsederler. Bilhassa ‘insanlar arasındaki anlaşmazlık ve çatışma’ hikâyede önemli bir yer tutar. (…) Dikkatini kendi ‘ben’inden çok başkalarına yönelten hikâyeci, insanı anlamağa çalışan psikolog, sosyolog veya filozofa yaklaşır. Öyle sanıyorum ki hikâyeci, insanı ilim adamlarından daha iyi anlar. Çünkü onun konusu ‘genel’ olarak insan değil, ‘özel’ olarak insandır, yani ‘şahsiyet’ ve ‘fert’tir. ”[7] Dolayısıyla hikâye, şiire göre daha objektiftir. Şiir ise sübjektif ve lirik. Hikâyeci, şairin sübjektifliğini olabildiğince geri plâna itmek durumundadır. Nitekim hikâyeci, itibârî anlatıcı vasıtasıyla yavaş yavaş kendisi ile eseri arasındaki göbek bağını koparmış; koparmak zorunda kalmıştır. Ayrıca hikâyenin dili çoğunlukla mensur; şiirinki ise çoğunlukla manzumdur.

Hikâye formunun geneli üzerinde konuşurken belirtilmesi gereken önemli bir başka husus; doğu (özellikle İslâm kültür ve medeniyetine mensup milletler) ve batı (Antik Yunan-Lâtin kültür ve medeniyetinden hız alan pozitivist zihniyet yapısına bağlı milletler) hikâyelerinin birbirinden farklı olduğu gerçeğidir. Bunun arkasında Tanrı, varlık ve insan anlayışındaki farklılıklar; dolayısıyla buna paralel olarak şekillenen sanat anlayışındaki farklılıklar mevcuttur. Sonunda da mimesis ve tecrit kavramlarıyla özetlenebilecek iki ayrı sanat veya yaratma tarzı ile karşı karşıya geliriz. Bilindiği gibi batı, ta Eflâtun ve Aristo’dan bugüne olan sanatı ve bu arada hikâyesini, haricî âlemin “taklit”i veya “yansıtma”sı esası üzerine inşa eder. Pozitivist zihniyetin gelişmesine paralel olarak da bu yaklaşım tarzını, gerçeğin sebep-sonuç ilkesi dâhilindeki bire bir taklidi/yansıtılmasına kadar götürür.

Hâlbuki doğu hikâyesi ve sanatı, böyle bir anlayıştan; yani “görünen ve “olan”ın salt dış görüntüsünü yansıtmak veya taklit etmekten uzaktır. Doğuda hikâyeci, görüneni/olanı değil, bunun arkasındaki “öz”e ulaşma amacındadır. Dolayısıyla haricî âlemin görünen kabuğunu aşarak arkasındaki öze ulaşmak ister. Zira onun için asıl hedef “kesret” değil, “vahdet”tir. Bu sebeple doğu hikâyesinde sembolik yapı çok daha belirgin ve esastır (Hüsn ü Aşk). Doğu hikâyesinde, batı hikâyesinin vazgeçilemez taraflarından biri olan insanın kaderiyle yüz yüze gelmesine; çıkmaza veya trajik duruma düşmesine izin verilmez. Bu noktada o, sık sık “olağanüstü”, “mucize” ve “harikulâde”nin kanatlarına sığınır. Ayrıca “kıssadan hisse”, doğu hikâyesinin temel amaçlardandır.

Buraya kadar olan satırlarda söylediklerimiz, çok büyük ölçüde genel mânâdaki hikâyenin olduğu kadar, anlatma esasına bağlı diğer eser/türlerin de temel ve vazgeçilemez unsur ve nitelikleridir. Unutmamalıdır ki “destan”, “masal”, “menkıbe”, “efsane”, “halk hikâyesi”, “mesnevî”, “fıkra” ve “roman” da olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân ve anlatıcı müşterekliği içinde bize temelde hep hikâye anlatırlar. İşte, modern hikâye formunu kendine has somut nitelikleriyle izah etmek durumunda bulunan edebiyat bilimcisinin sıkıntısı, bu aşamada kendini çok daha açık bir biçimde hissettirir. Zira modern hikâyenin kendine has niteliklerini tespit edebilmek, onu, modern hikâye ile diğer anlatma esasına bağlı türlerin tek tek mukayesesi mecburiyeti ile yüz yüze getirir. Unutulmamalıdır ki, türün ayrıcı nitelikleri, söz konusu müşterekliklerin dışında veya müşterek unsurların iç farklılıklarındadır.

Anlatma esasına bağlı eser/türleri, modern hikâye ekseninde tek tek mukayese etmeye kalkışmanın, bu yazının sınırlarını çok zorlayacağı açıktır. Bu sebeple yazımızın bundan sonrasını modern hikâyenin genel hikâyeden farklı olan taraflarını işaret etmeye ayıracağız.

Günümüzdeki hikâye veya modern hikâye kavramının karşıladığı tür, batıda ancak XIX. yüzyılda, Türk edebiyatında ise XIX. yüzyılın sonlarında kesin formuna ulaşmış, müstakil bir tür hâline gelip tam mânâsıyla bağımsızlığını kazanmıştır. Guy de Maupassant, Walter Scott, Edgar Allen Poe, Hoffmann, Anton Çehov gibi yazarlar, modern batı hikâye türünün; Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Refik Halit, Memduh Şevket, Sait Faik ise, modern Türk hikâyesinin klâsik yapısına kavuşmasında büyük emeği geçmiş isimleridir.

Modern hikâyenin, gerek geçmiş gerekse günümüzdeki anlatma esasına bağlı türlerden farklı ve ayırt edici ilk ve en önemli özelliği, kısa mensur metin olmasıdır. Bir oturuşta okuyuvereceğimiz bir metin. “Kısa mensur metin” olma, onu “roman”, “destan”, “mesnevî” ve yer yer “halk hikâyesi”nden ayırır. Ancak burada “kısalık”ın tam ölçüsünü vermek zordur. Nitekim tür bu noktada kendi iç istikrarsızlığı yaşamaktan kurtulamaz. Uzun hikâye, kısa hikâye, mini hikâye gibi hacme bağlı isimlendirmeler, söz konusu istikrarsızlığı yansıtır.

Aslında modern hikâyenin kısalığını, metnin hacminden ziyade, onun iç yapısını teşkil eden; konu, olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman ve mekân unsurlarının darlığında veya daraltılmış, sınırlandırılmış olmasında aramak gerekir. Yani temel yapı unsurlarının mahiyeti ve niteliğindeki farklılıklarda. Modern hikâye yazarı öncelikle, hikâyesini üzerine bina edeceği olaylar zincirini, bunu var edip yaşayacak olan insan sayısını, olayların yaşanma zamanı ve mekânını, romana göre son derece sınırlı tutmak mecburiyetindedir. Bu sebeple modern hikâyede olaylar, uzun ve karmaşık değildir. Konunun ayrıntılarına girilmez. Kahramanlar bütün yönleriyle değil, büyük ölçüde tek bir yönleriyle irdelenir. Her türlü anlatımda ayrıntıya, savrukluğa yer verilmez. Söz konusu dar bir dünya içinde yoğunlaşılıp, türün imkânlarını zorlanmadan estetik ve itibarî bir dünya kurulması gerekir. Dolayısıyla hikâyeciden beklediğimiz, “destan” ve “roman”da olduğu gibi, koca bir toplumun veya devrin hayatını kucaklamak; bir insanın uzun yıllar içindeki hayatını bütün yönleri ve olayları ile sunmak değildir. Toplum veya insan hayatından alınan bir “kesit” veya bir “dilim”in estetik takdimi, onun esas amacı olmalıdır.

“Hikâye ile romanın farkı vardır. Roman bir vak’anın alettafsil hikâyesidir ki, aza-yı vak’a ile eşhâs-ı vukuâat üzerine kariinin teveccüh ve hissiyâtını celb ve cem’e herşeyden ziyâde dikkat olunur. Hikâye ise vak’anın sadece nakil ve rivâyetinden ibarettir; tefsilâta tahammülü yoktur. Âdeta hikâye bir romanın hülâsası demektir. İnfiâlât-ı şedideye de tahammülü yoktur. Ne söylenecekse birkaç sahife içinde söylenip bitirilivermelidir; fakat her hülâsada olduğu gibi bunda da marifet vukuâtın canlı noktalarını tefrik ve intihabdır.”[8]

Kısacası hikâye; “şahıs, zaman, mekân bakımından daralmış; konu edindiğini (objeyi veya süjeyi) sınırlandırarak hareket unsurlarını en aza indirmiş; düşünce, duygu, hayal ve takdim tekniği bakımından en yoğun olan tahkiyeli ifade türüdür.”[9]

Olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman ve mekân unsurlarının “gerçek” veya “gerçeğimsi” ile olan sıkı ilişkisi, modern hikâyeyi, “destan”, “masal”, “efsane” ve “menkıbe”den ayırır. Batı pozitivist zihniyetinin eseri olan modern hikâye, mucize, olağanüstü ve harikulâdeden uzaktır. O, son iki yüzyılın büyük ölçüde yalnızlaşmış insanını, bu insanın günlük hayat içindeki yaşadıklarını, sıkıntılarını, bunalımlarını, çıkmazlarını, kendisi ve toplumla olan çatışmalarını, anlatır. Kimi zaman itibarî âlemin dış görüntüsü ve olayları üzerinde yoğunlaşırken, kimi zaman da buradan hareketle insanın iç dünyasına eğilir. Bu noktada o, gücünü muhayyileden çok realiteden alır. Kurgusunda, pozitif aklın sebep-sonuç ilkesini tercih eder.

“Her hikâyeci bize eseri ile hayatın ve insanın ayrı bir yönünü gösterir. Hikâye anlaşılması son derece güç olan hayatın ve insanın içine âdeta bir pencere açar. Günlük hayatta biz hayatı ve insanı dıştan görürüz ve pek az anını biliriz. Hikâyeci bu dış görünüşün arkasındaki gerçekleri keşfeder. Güzel hikâyelerin hemen hepsinde, bilinmeyen bir gerçeğin ifadesi vardır.”[10]
Modern hikâye
, yaklaşık iki asırlık tarihi içinde, iki ana çizgide belirginleşir. Bunlar; Maupassant tarzı hikâye (vak’a hikâyesi)ve Çehov tarzı hikâye (durum hikâyesi) formlarıdır. İlkinde daha ziyade belirgin bir vak’a üzerine kurulan tür, ikincisinde günlük hayatın tabiîliğini esas alır.

Modern hikâyenin dili, bütünüyle mensurdur. Üstelik bu dil, tamamiyle sanatkârın ferdiliğini yansıtan bir üslûba sahiptir. “Destan”, “masal”, “efsane”, “menkıbe” ve “halk hikâyesi” gibi, müşterek şuurun, çoğu zaman kalıplaşmış anonim dili, modern hikâyenin dışındadır.

Hulâsa hikâye;
öncelikle insanın sözü keşfettiği günden bugüne en çok başvurduğu bir anlatım tarzı; edebiyat sanatı içinde “mit”ten “modern hikâye”ye kadar uzanan pek çok anlatma esasına bağlı eser/türün müşterek üst formu; son iki asırdır da, anlatma esasına bağlı eser/türler şemsiyesi altında müstakil bir edebî türdür. Modern hikâye; gerçek ya da gerçeğe uygun olay ve durumların; insan, zaman ve mekân unsurlarıyla birlikte itibârî bir dünya çerçevesinde ve üzerinde durulan konu, tema ve mesaja uygun bir biçimde kurgulanıp; ayrıntıya girilmeden ve bütünüyle yoğunlaştırılarak, okuyucuya estetik haz verecek tarzda anlatılmasından doğan kısa ve mensur bir edebî türdür.
İnceleme-
Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurlarından oluşan bir yapısının olması hikayelerin temel ortak özelliğidir.

2.
Kamyon hikayesinin yapısını olay örgüsü, kişiler, mekan ve zaman unsurları oluşturmaktadır.

6.
Etkinlik-
Kamyon adlı hikayenin olay örgüsü:

– Kamyonun yolculuk için hazırlanması

– Genç bir köylünün yolculuk için gelmesi
– Yolculuğun başlaması
– Genç köylünün kamyondan atlayarak uçurumdan düşmesi.

Olay örgüsünü meydana getiren bu parçalar, tema etrafında birleşerek hikayeyi oluştururlar

Kamyon adlı hikayenin ana kahramanı, genç köylüdür.Kamyon şoförü, yamak, manifaturacı, genç köylünün babası ve arkadaşı ile kamyondaki yolcular yardımcı kahramanlardır.Bu kahramanlar temanın verilmesinde ve olay örgüsünün akışında ana kahramana yardımcı kişilerdir.

Karakter: Duygu, düşünce, konuşma ve davranış bakımından bireysel nitelikler gösteren, kendine özgü kişilik özellikleriyle diğer insanlardan ayrılan, yer aldığı eserin olay örgüsü ve içeriği ile ele alınıp çözümlenebilecek ve bu bakımdan başka eserlerden ayırt edebilecek kahramanlardır.

Tip: Belirli davranışlar sergileyen, zihniyet ve çevreyi temsil eden, benzerleri diğer hikayelerde de bulunabilen, kalıplaşmış kahramanlardır.

Buna göre kamyon adlı hikayenin ana kahramanı bir karakterdir.

3. Hikayedeki mekanlar:
– Zincirli Han
– Kamyon Kasası

Bunlar dışında bir geriye dönüşle anlatılan genç köylünün köyü vardır.
Bu mekanlar olayların yaşandığı yerler olarak karşılaşma ve çatışmaların tema etrafında verilmesi yardımcıdır.

4. Bu mekanlar, tema etrafında hikaye kahramanların karakter özelliklerine uygun olarak yapıyı oluşturan unsurlardır.

5. Hikayede belirgin bir zaman ifadesi söz konusu değildir.Hikayede “yolculuğun ikinci günü akşamına doğru” şeklinde bir ifade mevcuttur. Bu anahtar ifadeden yolculuğun başladığı ilk gün hikayenin başlangıcı kabul edilebilir.Hikayede genç köylünün babası ve arkadaşı ile ilgili kısımda ise geçmiş zamana bir dönüş söz konusudur. Bu zaman dilimleri hikayenin yapısına bütünlük kazandırmak amacıyla kullanılmıştır.

8. Etkinlik-

Hikayenin teması, yoksulluk ve çaresizliktir.Bu tema, hikayenin yazıldığı dönem ve yazarların benimsediği gelenekle paraleldir.Temayı, günümüz şartlarını da göz önünde bulundurarak güncelleştirebilirsiniz.

9. Etkinlik- fikirle.com

Hakim(İlahi) Anlatıcının Bakış Açısı – özellikleri: Herşeyi bilen, herşeyden haberdar, kahramanların, psikolojisi ve olay örgüsüne hakimdir.

Müşahit(III. Şahıs) – Anlatıcının Bakış Açısı: Kamera tarafsızlığıyla her şeyi gözleyen ve olduğu gibi yansıtan anlatıcıdır.

Kamyon hikayesinin farklı anlatıcıların ağzından anlatılması hikayenin kurgusunun ve temasının verilmesinde bir bütünlük sağlamak amacıyladır.

6. Hikayede betimleyici ve öyküleyici anlatım türleri kullanılmıştır.
Öyküleyici anlatıma örnek olarak hikayenin bütünü, bu bütünün içerisinde betimleyici anlatıma örnek olarak da hikayenin şu kısımları verilebilir:

“Kamyon, Zincirli Han’ın dar ve başık kapısından, yan duvarlara sürtünüp sıvaları dökülerek ve üzerine bağlanmış sepetlerle çuvalları 4 tarafa fırlatarak ıkına sıkına çıktı…(Bu cümlelerle başlayan kısmı örnek olarak verebiliriz.)

Sayfa 42

10. Etkinlik

Hikaye Türleri:

a)
Halk Hikayesi

b)
Maupassant(olay) Tarzı hikaye

c)
Çehov(Durum) tarzı hikaye

d)
Ben merkezli Hikaye

a) Halk Hikayesinin özellikleri:

16. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanan, genellikle aşıklar tarafından nazım-nesir karışık bir ifade tarzı ile dinleyicilere karşı anlatılarak nesilden nesile intikal eden, yer yer masal ve destan özellikleri gösteren hikayelerdir.

b) Maupassant(olay) Tarzı hikaye:

Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için Mopasan Tarzı Hikâye de denir

Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekindir..

c) Çehov(Durum) tarzı hikaye:

Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.

Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için Çehov Tarzı Hikâye de denir.

d) Ben merkezli Hikaye: Ben merkezli hikayelerde anlatılan olay yada bunun üzerine kurulan olay örgüsü, kişisel bunalım ve çıkmazların anlatılmasında bir araç olarak kullanılır.Yazar, hayalindekini gerçekleştirmek, ona bir çeşit canlılık vermek için bu aracı kullanır

Sayfa 47

7. Soru:

Ferhat ile şirin adlı metinde her şeyi bilen ve herşeye hakim “ilahi bakış açısına” sahip bir anlatıcı ile olayları tarafsız bir şekilde anlatan “müşahit anlatıcı” vardır.

Sayfa 48
11. Etkinlik

Ferhad ile Şirin adlı metinde anlatılanlar kurgulanırken olağanüstü özelliklerden dolayı doğal gerçeklikten uzaklaşılmıştır.
Hikayede “aşk” gibi evrensel bir temanın işlenişi okuyucu ya da dinleyicide estetik bir duygunun oluşmasını sağlar.

12. Etkinlik

Halk hikayelerinde belirsiz zaman ifadeleri ile genellikle hayali olağanüstü mekanlar kullanılır.
Hikayede kullanılan zaman ifadelerinin kronolojik zaman çizgisi üzerinde gösterilmesi mümkün değildir.

13. Etkinlik

Ferhad ile Şirin hikayesinin ana kahramanları: Ferhad, Şirin ve Mehmene Banu’dur. Bu kahramanlar dışında olay örgüsünün akışına yardımcı olan diğer kahramanlar ise şunlardır:
– Müneccimbaşı Yusuf Ağa
– Mimarbaşı
– Behzad Usta
– Gülendam Hatun
– Yaren Hatun
– Behram Ağa
– Selvinaz
– Rüstem Aga
– Şerif
– Hüsrev
– Şapur

Hikayenin ana kahramanlarının olağanüstü nitelik taşıdıkları için doğal gerçeklikten uzaklaştıkları görülmektedir.

14. Etkinlik

Ferhad ile Şirin adlı hikayenin teması “aşk”tır.
Hikayedeki “sultan,saray, nakkaş, müneccimbaşı, mimarbaşı, vezir, zindan” gibi sözcükler hikayenin ait olduğu dönemi gösteren anahtar sözcüklerdir.

8. Soru:

Yapısının olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurlarından oluşması, edebi bir dilin kullanılması, döneminin zihniyetini yansıtması, evrensel bir temanın olması hikayeyi sanat metni yapar.

Sayfa 49 50 51 52 – 087956′nın SIFIRI

15. Etkinlik-

– Hikayedeki olay, kişi ve mekanlar gerçeklik duygusu uyandırmaktadır.

– Hikayedeki çaresizlik – umut çatışması hikaye örgüsü içinde merak uyandıracak şekilde düzenlenmiştir.

– Hikaye beklenilenin aksine beklenmedik bir şekilde bitmiştir.

– Hikayedeki mekanlar ile kişiler arasında bütünleşme vardır.

– Hikayede bireysel fanteziler yani, yazarın hikayenin bütünlüğüne etki edecek bir müdahalesi yoktur.

– Doğal çevrenin anlatımında betimlemelerle gözleme yer verilmiştir.

– (10. Etkinliğe bir göz atınız)

16. Etkinlik-

Hakim(İlahi) Anlatıcının Bakış Açısı:
Herşeyi bilen, herşeye hakim kahramanların, psikoloji ile olay örgüsünden haberdardır.

Kahraman(Ben, 1. Şahıs) Anlatıcının Bakış Açısı:
Kendi dil ve üslubuyla olayları birinci ağızdan anlatan anlatıcıdır.

9. 087956 adlı hikayenin teması “çaresizlik”tir.

10. Hikayedeki olay parçaları, mekan ve kişiler ile mekan etrafında bütünleşmiştir.Çünkü hikayedeki olaylar belirli mekanlarda ve belirli kişiler arasında yaşanır.Bunları bir araya getirip kurgulayan ise temadır.

11. Hikayedeki kahramanları “10 lira, büyük ikramiye 500 bin lira, muhterem dinleyiciler,956 yılı” gibi anahtar ifadeler hikayenin 1950’li yıllarda yazıldığını ve dönemin zihniyetini yansıttığını gösteren örneklerdir.

12. Hikaye kahramanları “kahraman anlatıcı,İclal,amca,yenge’dir.Bu kahramanlara yardımcı olarak “aşçı, kahraman anlatıcının arkadaşı” vardır.Hikaye kahramanları günlük yaşamımızda karşımıza çıkabilecek doğal gerçekliği bulunan kahramanlardır.

13. Hikayedeki “yılbaşından bir hafta kadar önce ayın şu kadarı, ayın yirmi dokuzu demeden,956 yılı” gibi ifadeler zamanı belirlemekte yardımcı olan ifadelerdir.

Sayfa 57
18. Etkinlik-
Olay örgüsü: Belirgin bir olay örgüsü vardır.
Kişiler: Doğal gerçekliği bulunan kişilerdir.
Zaman: Belirgin bir zaman dilimi vardır.
Mekan: Doğal gerçekliği bulunan mekanlar vardır.

Ümit Fakir’in Ekmeği
Olay örgüsü: Olay yerine içinde bulunulan durum anlatılır.
Kişiler: –
Zaman: Akan zamanın içinden bir dilim vardır.
Mekan: –

• Ümit Fakir’in Ekmeği adlı hikaye hayatın doğal akışı içinde herkesin karşılaşabileceği bir kesittir.Bu durum hikayenin Çehov (durum) tarzıyla yazıldığının göstergesidir.
• Hikayede Maupassant tarzındaki gibi belirgin bir karşılaşma ve çatışma yerine hayatın doğal akışı içinde karşılaşılabilecek bir olay, günlük yaşamın bir kesiti içinde verilmiştir.
• Bakınız, 10. Etkinlik(Çehov Tarzı Hikaye)

14. Hikayede her şeyi bilen ve her şeye hakim olan “ilahi bakış açısı”na sahip bir anlatıcı vardır.
15. Hikayenin Teması “yoksulluk”tur.Bu tema etrafında olay parçaları mekan ve kişiler kurmaca gerçeklikle bir araya getirilmiştir.

19. Etkinlik-
Hikayedeki “serbest, lastik ayakkabı, iki buçukluk” gibi ifadeler hikayenin yazıldığı dönemin bazı özelliklerini yansıtan anahtar sözcüklerdir. Bu ifadeler hikayenin teması olan yoksullukla örtüşen bir anlatımla sunulmuştur.

20. Etkinlik –

Ümit Fakirin Ekmeği adlı hikayenin kahramanları kadın ve serbestçidir.
Yardımcı kahraman olarak badanacı Hasan, Semahat, Asım Bey de kurguda olay örgüsüne dahil edilmişlerdir.
Hikayedeki ana kahramanlar olan kadın ve serbestçi günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz doğal gerçekliği olan kişilerdir.

21. Etkinlik-
isimler: kadın, yol, mezarlık, ayakkabı, pirinç, salata…
Sıfatlar: zayıf kadın, çiçekli eşarp, gezgin serbestçi, iyi kalpli, çatlak ayna…
Zamir: o, biz, sen, ben…
Zarf: boş boş, gibi, ……a doğru…
Bağlaç: hem kızı okutuyor hem iyi yiyip içiyorlardı, ve,fakat…

Sayfa 58-
22. Etkinlik

Günlük yaşamınızın bir kısmını durum hikayesi olarak yazınız…

Sayfa 59 –
23. Etkinlik

Ben merkezli hikayelerde anlatılan olay yada bunun üzerine kurulan olay örgüsü, kişisel bunalım ve çıkmazların anlatılmasında bir araç olarak kullanılır.Yazar, hayalindekini gerçekleştirmek, ona bir çeşit canlılık vermek için bu aracı kullanır.Bu bir yönüyle yazarı, psikolojik bakımdan rahatlatan, ruhi bunalımlarını okurlarıyla paylaştıran bir çıkış yolu gibidir.

60. Sayfa-
Bireyi birey olarak ele alan hikayelerde anlatanla, anlatılan iç içe girmiş durumdadır.Odalardan Biri adlı hikayenin kahramanı olan Müşfik Börekçi, aslında yazarın psikolojik durum, arzu ve hayallerinin tercümanıdır.

17.
Hikayenin teması “yalnızlık”tır.Bu tema, hikayede kurmaca gerçeklikle verilmiştir.

18.
Hikayedeki kahraman anlatıcı ile otel katibinin karşılaşması, yalnızlık ile insanların çatışmasının simgesi konumundadır. Katip ile karşılaşma, hikaye kahramanını yalnızlığının huzursuzluğuna neden olmuştur.

19.
Odalardan Birinde Adlı hikayede mekan olan otel odası, kahramanın odayı olduğu gibi değil de olması gerektiği gibi algılandığının göstergesidir.Odadayken hissettikleri, düşündükleri odayı onun zihninde yeniden şekillendirmiştir.

20.
Hikayedeki “saat bir buçuğa geliyor” ifadesi hikayedeki belirgin saat konumundadır.Fakat olay bu ifadede belirtilen zamandan kısa bir süre önce başlamış ve kısa bir süre sonra da bitmiştir. Bu durum, kısa bir zamana sığdırılan büyük ruhi bir dünyanın olduğunu da gösterir.

21. Odalardan Birinde adlı hikayede kahraman merkez alınmıştır.Ben merkezli hikayelerde anlatılanlar aslında anlatıcı için birer araç durumundadır.

22.
Bakınız: 10. Etkinlik(Ben merkezli Hikaye)

24. Etkinlik – Tablo-

Hikayede kahraman anlatıcı vardır.Olay, insan ve mekanı algıladığı ve yaşadığı psikoloji çerçevesinde birinci ağızdan anlatmıştır

25. Etkinlik-

Olay: Bakınız;
18. Etkinlik

Mekan:Bakınız;

18. Etkinlik

Kişi:Bakınız;

18. Etkinlik

Zaman:Bakınız;

18. Etkinlik

Anlatıcının Bakış Açısı: Kahraman Anlatıcı
Tema: Çaresizlik

Ümit Fakir’in Ekmeği
Olay: ——
Mekan: —–
Kişi:——
Zaman: ——
Anlatıcının Bakış Açısı: Hakim Anlatıcı
Tema: Yoksulluk

Odalardan Biri
Olay: Olay “ben”im etrafında şekillenmiştir.
Mekan: Doğal gerçekliği vardır.
Kişioğal gerçekliği vardır.
Zaman: Akan zamandan bir dilim alınmıştır.
Anlatıcının Bakış Açısı: Kahraman Anlatıcı
Tema: Yalnızlık
23. Hikayedeki yalnızlık teması, fiziki yalnızlıktan çok ruhi yalnızlık olarak karşımıza çıkmaktadır.Günüzüm modern insanının en büyük problemlerinden birisi olan yalnızlık, hikaye kahramanının dile getirişiyle aynı zamanda fiziki bir yalnızlığa da beraberinde getirmektedir.Toplumsal ilişkilerin gevşemesi ve karşılıklı anlayış ve saygının da azalmasına bunun sonucunda bir hayal ve arzu dünyasında yaşayan bireyin ortaya çıkmasına sebeb olmaktadır.

24. Hikayede öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri kullanılmıştır.

Sayfa 61-

Hikayedeki anlatım bozukluğu olan tek cümle:
– İstasyona 7 dakikada, evine 10 dakikada varır.(gereksiz sözcük kullanımı)
– İstasyona 7, evine 10 dakikada varır.
27. Etkinlik-

Verilen metin akıcılık, duruluk-açıklık bakımından uygunluk göstermekle birlikte dil ve ifadesindeki sanatlı söyleyiş dolayısıyla yalın değildir.

25. Tüm hikayelerde dil, ağırlıklı olarak göndergesel işlevinde kullanılmıştır.

28. Etkinlik –

Zihninizde tasarladığınız şekilde hikayenizi yazınınz.Hikayenizi yazarken olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekana dikkat ediniz.

Sayfa 62 – 63
ANLAMA YORUMLAMA

29. Etkinlik-
– Serim: Hikayenin başlangıcından “ya müsteşar kabul etmeseydi, diye düşündü.” Cümlesine kadar.
– Düğüm: “o göğsünü ilikledi…” cümlesiyle başlayıp son parağrafa kadar olan kısım.
– Çözüm: “Sicil müdürü…” ifadesiyle başlayıp, hikayenin sonuna kadar olan kısım.
– Çatışma Türleri:Hikayede kahramanın kendi içinde bir çatışma halinde olması söz konusudur.
– Mekan: Cavit Bey’in odası(evi)
– Zaman: “Ağustos,Cuma günü.” İfadesi belirgin bir zaman ifadesidir.
– Kahramanlar: Cavit Bey, müsteşar ana kahramanlardır.Kahramanların fiziki görünüşüne değinilmemiştir.Fakat yaşananlardan Cavit Bey’in de müsteşarın da yardımsever bir yapıya sahip oldukları, bu doğrultuda hareket ettikleri anlaşışmıştır.
– Anlatıcının Bakış Açısı:Hikayede her şeyi bilen be her şeyden haberdar olan hakim anlatıcının bakış açısı vardır.
– Tema: Hikayenin teması “kurulan hayaller”dir. Bu tema hikayede açıkça ifade edilmiştir.
– Anlatıcının ifade tarzı: Anlatıcı, ifade tarzını anlatma yoluyla göstermiştir.

30. Etkinlik

Bakınız: 10. Etkinliğe

Sayfa 64 65 66

ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1. …..müşahit anlatıcının bakış açısı…..
…..Çehov (durum) tarzı hikayeler…..
…..Maupassant(olay) …..
…..Maupassant(olay) …..
2. Sırasıyla:

Y
D
D
D
Y
D

3. B
4. B
5. C
6. D
7. A
8. E
9. A
10. B

26. Etkinlik

16.

7. Etkinlik-

1.

Sayfa 67
Hazırlık-
1. “Hayatımı Yazsam roman olur.” Sözü, romanın insanı baz alarak yaşadığı ya da yaşayabileceği olayları belirli bir zaman, mekan ve kişiler çerçevesinde anlattığına işaret etmektedir.Çünkü insanoğlu, yaşadığı bu dünyada zamandan, mekandan ve olaylardan bağımsız değildir.

1. Etkinlik:-
Aşağıda okunması istenilen bazı romanların özetleri ile romanlardan kısa parçalar bu eserlere ulaşamayacak veya tamamını okuyamayacaklar için verilmiştir.Buyrun:

3. Etkinlik-
Halide Edip Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” adlı eserine yine şuradan ulaşabilirsiniz:

Sayfa 68

5. Etkinlik:-
Ortak olarak okuduğunuz 3 romanı sınıfta anlatınız.

6. Etkinlik-

Aşk-ı Memnu romanının olay örgüsü şu şekildedir.

– Adnan Bey’in eşinin bir süre önce ölmesiyle şimdiki hayatlarının anlatılması.
– Adnan Bey’in Göksu’da sandal gezintisi yapması ve Firdevs Hanım’la tanışması
– Adnan Bey’in Bihter ile evlenmesi
– Bihter’in konağa gelişiyle yeni bir düzenin konakta başlaması.
– Nihal’in Behlül ile Bihter’in konuşmalarını duyup aralarındaki ilişkiyi öğrenmesi.
– Beşir’in bütün olup biteni Adnan Bey’e anlatması.
– Bihter’in intihar etmesi.
– Adnan Bey ve Nihal’in yeniden baş başa kalması.

Sayfa 69

1. Olay örgüsünü oluşturan parçalar, romanın teması etrafında bir araya getirilmiş ve birbirini tetikleyen parçalar olarak kurgulanmıştır.
2. Aşk-ı Memnu romanındaki olayların kronolojik sırası şöyledir:
– Adnan Bey’in eşini kaybetmesi
– Göksu gezintilerine katılması
– Bihter ile evlenmesi
– Behlül ile Nihal’in nişanlanması
– Bihter’in Adnan Bey ile evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra yine bir Göksu gezintisi akşamı benliğini sorgulaması.
– Behlül ile Bihterin ilişkisinin başlaması.
– Nilah’in bu ilişkiyi Behlül’ün cüzdanından düşen nottan yola çıkarak öğrenmesi ve bayılması
– Zenci köle Beşir’in her şeyi Adnan Bey’e anlatması.
– Bihter’in intihar etmesi.

Sayfa 69 70 72

7. Etkinlik

• Verilen şemaya göre, kronolojik olay zinciri, zamanı bir bütün olarak kapsamaktadır.Olay örgüsü ise bir bütün halindeki bu zamanın belirli bir kısmı ya da anını içermektedir.

8. Etkinlik
Kişiler:
• Adnan Bey: Hali vakti yerinde, kırk beş yaşlarında bir İstanbul beyefendisidir. Eşinin ölümü üzerine Bihter ile evlenmiş ve konağındaki yaşamına devam etmiştir.
• Bihter: Hafif meşrepliği ile tanınan Melih Bey Takımı’nın bir üyesi ve Firdevs Hanım’ın kızıdır.Sadık kalacağı zengin bir koca bulmak ve mutlu bir yaşam kurmak arzusuyla Adnan Bey ile evlenir.Fakat ona sadık kalamayarak Behlül ile bir aşk-ı memnu(yasak aşk) yaşar.
• Nihal: Adnan Bey’in masum ve meleksi bir portre olarak sunulan, genç kızlık dönemine girişinden Behlül ile nişanlanmasına kadar hayatı hep başkalarının kararı ile yönlendirilen bir kızdır.
• Behlül:Adnan Bey’in yeğeni olan ve konağa rahatlıkla girip, çıkabilen, Nihal ile nişanlanıp Bihter ile yasak bir aşk yaşayan, Beyoğlu’nun sorumluluk gerektirmeyen günübirlik ilişkilerinden geri kalmayan pragmatik birisidir.
• Beşir: Adnan Bey’in konağında çalışan ve yaşanan yasak ilişkiye ve Nihal’in acıklı durumuna dayanamayıp her şeyi Adnan Bey’e anlatan zenci köledir.

*** Aşk-ı Memnu’dan alınan yukarıdaki olay halkasının teması “yasak aşkın ya da ihanetin sonu”dur.
*** Aşk-ı Memnu romanındaki olay halkalarında bulunan temalar, romanın temasına paralel olarak sunulan, onu değişik açılardan tamamlayan parçalardır.

3. Soru:Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır. Bu tema romanda yaşanan yasak aşkın insan hayatları üzerindeki etkisi üzerinden anlatılmıştır.
4. Soru:Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır.Romandaki bu tema, romanın yazıldığı Servet-i Fünun Dönemi edebiyatçılarının benimsediği “sanat, sanat içindir” anlayışıyla örtüşmektedir.Çünkü bu anlayış bireyselliği beraberinde getirir.Kendisinden önceki Tanzimat Döneminin aksine toplum sorunlarına eğilmek yerine bireysel duyuş, düşünüş ve zevk baz alındığı için böyle bir tema seçilmiştir.Servet-i Fünun romanlarında sosyal çevre, aile ile sınırlandırılarak toplum yerine aile fertleri arasındaki olaylar anlatılmıştır.Servet-i Fünun’un bütün romanlarında “aşk,kötümserlik ve kaçış” üç ana unsur olarak karşımıza çıkar.Aşk-ı Memnu romanının teması da bu bakımdan romanın yazıldığı dönemin özelliklerine uyar.

Sayfa 73

9. Etkinlik-
Aşk-ı Memnu romanındaki mekanlar ve özellikleri şunlardır:
• Konak: Adnan Bey’in sahibi olduğu, kızı Nihal, oğlu Bülent ve mahiyetinde çalışanlarla birlikte yaşadığı, romandaki olayların ana merkezidir.
• Göksu: Sandal sefalarının yapıldığı, Adnan Bey’in hayatına yeni bir yön verdiği, Bihter’in içindeki kadını uyandıran dönemin meşur eğlence yeridir.
• Ada: Roman kahramanlarının ruhen sıkıldıkları zamanlarda bir kaçış ve dinlenme yeri olarak kullandıkları mekandır.

Sayfa 75 – 77

10. Etkinlik Tablo-
Kronolojik Zaman
• Adnan Bey’in Göksu gezisi
• Bihter ile Adnan Bey’in evliliği
• Bihter ile Behlül’ün ilişkisinin başlaması
• Adnan Bey’in her şeyi öğrenmesi
• Bihter’in intiharı ana zamanlardır.
Zamanda Geriye Dönüşler:
• Romanda Bihter’in evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra kendisiyle hesaplaşırken çocukluğunu hatırlaması romandaki en belirgin geriye dönüştür.

11. Etkinlik:-
Olay örgüsündeki zaman, bir bütün olan kronolojik zamanın içinden alınan bir bölüm konumundadır.Kısaca söylemek gerekirse bütünden bir parçadır.

Sayfa 78

12. Etkinlik:-Verilen metinden de anlaşılacağı üzere, anlatıcı, romanın olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurlarının belirli bir temaya göre bir araya gelip bir anlam kazanmasındaki temel taşıdır.Başka bir ifadeyle okurun gözleri durumundadır.

13. Etkinlik – Tablo-
Hakim(ilahi) Anlatıcının bakış Açısı:
• her şeyi bilen, her şeye hakim anlatıcıdır.
…..
Sayfa 79

15. Etkinlik-
• Aşk-ı Memnu romanında öyküleyici ve betimleyici anlatım kullanılmıştır.
• Romanda dil göndergesel işlevdedir.
• Söylenmek istenilenin karşı tarafa(alıcı) tam anlamıyla çağrışım yapması, anlatıla doğrultusunda seçilen anlatım türü ve dilin işlevi ile ilgilidir.

16. Etkinlik-
• Aşk-ı Memnu romanı realizm akımı doğrultusunda kaleme alınmıştır.
• Realist anlayış Aşk-ı Memnu romanındaki olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurları ile romanın temasının gerçekçi bir dille anlatılmasını ve okurda gerçeklik duygusu uyandırmasını sağlamıştır.

Romantizm:
– Sefiller, Yazarı: Victor Hugo, Konusu: “Jan Valjan’in yaşamı”

Realizm:
– Madame Bovary, Yazarı: Gustave Flaubert, Konusu: Yasak Aşk

17. Etkinlik-
Okuduğunuz herhangi bir romanla ilgili (ör. Aşk-ı Memnu) kişisel duygu ve düşüncelerinizi yansıtan yazılar kaleme alınız.

Sayfa 80

18. Etkinlik-
Tarihi Roman: Devlet Ana, Osmancık
Macera Romanı: Monte Cristo, Kontu, Robinson, Cruose,
Sosyal Roman: Sinekli Bakkal, Saatleri ayarlama Enstitüsü, Kiralık Konak
Tahlil Romanı: Eylül

19. Etkinlik:- 1. Grup: Yeşil Gece adlı romandan alınan metin parçası ifadenin bir engele uğramadan akması, gereksiz söz tekrarlarından kaçınılması ile ses akışını bozan, telaffuzu zor seslelere yer vermemesi açısından akıcıdır.
2. Grup: Verilen metin parçası gereksiz ifadelerin bulunmamasını ve anlaşılması güç cümlelere yer verilmemesi açısından duru-açıktır.
3. Grup: Verilen metin parçasının sade ve süssüz olması, duygu ve düşüncelerin kesin ve kısa ifadelerle dile getirilmesi açısından yalındır. Romanın akıcı, duru-açık ve yalın olması yapısının ve temasının okura tam anlamıyla ulaşması açısından önemlidir.

20. Etkinlik-
Anlatım Bozukluğu bulunan cümleler:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemedi – kalabalığı, Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde göründüğünü hatırlıyordu.(Ek fazlalığı)
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesi ne olduğunu biliyordu.(Ek eksikliği)
Cümlelerin düzeltilmiş halleri:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemediği – kalabalığı Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde gördüğünü hatırlıyordu.
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesinin ne olduğunu biliyordu.

21. Etkinlik-

İsim: sabah, elbise
Sıfat: siyah, yeni
Zarf: birkaç, üçgün
Zamir: bu, o
Edat: ….
Bağlaç: ile, ve
Ünlem: ….
Fiil: al- tut-
• Bu kelime türleri romanın anlamının tam olarak algılanması amacıyla kullanılmıştır.

Sayfa 81

23. Etkinlik-
– Verilen metne göre Atatürk’ün en belirgin liderlik özellikleri doğuştan gelen sezgi, araştırmacı turum, çok okuma özelliği ile kararlı olması ve kararlı davranmasıdır.

Sayfa 83
Anlama Yorumlama
1. Romanın toplumun aynası olduğu düşünülürse toplum için ne kadar önemli olduğu da anlaşılacaktır.Çünkü edebi bir eser olarak roman, ortaya çıktığı toplumun maddi ve manevi bütün kültür unsurlarını başka bir deyişle zihniyetini bünyesinde barındırır.Bununla birlikte topluma yol gösterme ve ilerleme yolunda topluma öncülük etmek gibi bir işleve de sahiptir.

Sayfa 84 85 86

24. Etkinlik:
Roman olay örgüsü, birbiriyle ilişkili olayların zincirleme akışıyla oluşur ve romanın yapı unsurlarından en önemlisini meydana getirir. İşte resimdeki nar da, küçük parçaların bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıya sahiptir.

25. Etkinlik:-
Siz de okuduğunuz bir romanı (inceleme bölümünde tahlil edilen Aşk-ı memnu ile ders kitabında değişik yönleriyle verilen romanlar gibi) verilen plana göre inceleyiniz.

26. Etkinlik: –
Ateşten Gömlek romanında Atatürk bir roman kahramanı gibi fakat geri planda, bir lider olarak anlatılmıştır.Onun vatanı ve milleti için yaptıkları Kurtuluş Savaşı’nın seyrine paralel olarak verilmiştir.

Ölçme ve Değerlendirme
1. ……… karakter ………
………tip ………
………kahraman anlatıcı ………
2.
D
D
Y (Romandaki anlatıcı, varlığından söz edilen hayali bir anlatıcıdır.)

3.Doğru Cevap “C” seçeneğidir. “babamın” sözcüğü gereksiz olarak ikinci kez tekrar edilmiştir.
4. C
5. B : “serin” sözcüğü sıfat, diğerleri isimdir.
6. D: “onun” ve “senin” zamirlerinden hangisi olduğu belirsizdir.
7.C
8. C: Soru sıfatı olarak kullanılmıştır.
9. B

sayfa 3 hazırlık çalışmaları 1)Toplumdaki olayların etkisiyle sanatıçının iç dünyasını yansıtma isteği 2)Yazarlar yaşadıkları dönemden etkilenirler. 3)Sanat eselerinin ilerlemede ne kadar önemli olduğunu söylüyor.

Sayfa 8 1)Kişi,yer,zaman,olay 2)Cumhuriyet dönemi yıllarında yazılmıştır.(2. Dünya Savaşı olabili.)Gerçekçiliği yansıtıyor. 3)Kişi kendisini olayın içinde hisseder ama tiyatroda farklı hem görsel hem de işitsel. 4)Dil ötesi işlevinde.Çünlü bu bir sanat metnidir. 3. etkinlik 1)1. metin savaş sonrası halkın çektiği yoklugu anltmıştır.2.metinde zamanın içinde akıp gittiğini,3. metinde realizm hakkın da bilgi vermiştir. 2)Realizm metninde ileti dogrudan verilmiştir. 3)İletisi dogrudan olan metinler sanatsal değillerdir.iletsi dolaylı yoldan olan metinler ise sanatsal metinlerdir. 4. etkinlik -Kaymaklı tavuk göğsü:dil ötesi(sanatsal) Realizm:Göndergesel -Yazılış amaçları farklı olduğundan işlevleri farklıdr. sayfa 9 5. etkinliği sıır 1926yılında yanı cumhurıyetın ılanından sonra yazılmıştır. cumhurıyet donemınde saırler anadoluya yonelıse geçiş yapmıslar ve anadoluya yonelerek halkın yasayıslarını dıle getırmıslerdır bu bakımdan saır bulundugu donemden etkılenmıs ve anadoluyu konu etmıstır her eser bulundugu donemın ızlerını tasır umarım ısıne yarar SAYFA=10 DİLLE GERÇEKLEŞTİRİLEN SANA ETKİNLİKLERİ : 1)ANLATMAYA BAĞLI METİNLER=FABL,MASAL,HİKAYE,ROMAN 2)GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER=TİYARTOa)KOMEDİ,b)TRAJEDİ c)DRAM d)ORTA OYUNU,e)KÖY SEYİRLİK OYUNU. KENDİNİ COSKUYLA İFADE ETMEYE BAĞLI TÜRLER=ŞİİR Dille gerçeleştirilen sanat etkinlikleri Anlatmaya bağlı edebi türler -Hikaye -Roman -Destan -Masal -Fabl Göstermeye bağlı edebi metinler -Tiyatro -Bale -Sinema Kendini coşkuyla ifade etmeyebağlı türler -Şiir -Müzik